‘türkiye’ olarak etiketlenmiş yazılar

euro 2012 grupları

07 Şubat 2010, Pazar

euro 2012 kuraları çekildi. türkiye, a grubunda almanya, avusturya, belçika, kazakistan ve azerbaycan ile beraber mücadele edecek. ilk bakışta, gurbetçilerin yoğun olduğu ülkelerle eşleşmiş olmamız dikkat çekiyor. anket yapılsa, almanya, avusturya, belçika çıkardı herhalde. almanya’nın ağır favori olduğunu düşünürsek, 2.’lik için yarışacağımız avusturya ve belçika’ya karşı seyirci avantajımız olduğu bir gerçek. yalnız büyük bir sorunumuz var. henüz bir teknik adamımız yok. maçlar 2010 eylül’de başlayacak. en kısa zamanda bulunacağı konumu hakeden, tecrübeli bir hocayla anlaşılması gerekiyor.

tüm gruplara şuradan bakabilirsiniz. ispanya’ya, nispeten zor takımlar çıkmış. fransa ve romanya yine aynı gruptalar. yine demişken, norveç ve danimarka’nın h’de birlikte yer aldıklarını ekleyelim. portekiz var yanlarında da. c’de italya sırbistan, e’de hollanda isveç çekişmeli geçmesi muhtemel kuralar gibi duruyor.

eurobasket 2009 #2

16 Eylül 2009, Çarşamba

eurobasket09 | sevinç

eurobasket 2009 başlamadan önce yazdığım yazıda, zaman zaman iyi savunma yapabildiğimizi, hücumdaki eksikliği gidermek için bu avantajımızı sıkça kullanmamız gerektiğini dile getirmiştim. ne yalan söyliyim, bu kadar üst düzey bir savunma yapabileceğimiz, hiç aklıma gelmezdi. tamam iyi savunmacılarımız var da bu denli sert oynayabilmek, her maçta aynı direnci gösterebilmek kolay iş değil. her şeyden önce bu sebeple övünebiliriz milli takımla. çeyrek final öncesi, rahatlıkla söyleyebilirim ki, turnuva genelinde hiç olmadığı kadar istikrarlı bir türkiye izliyoruz. çeyrek final ve sonrasında ne olur bilmiyorum da buraya gelene dek gösterdiğimiz savunma performansını sürdüreceğimizden şüphe duymuyorum. milli takımımız için bu cümleleri kurabilmek çok güzel bir duygu. en büyük sıkıntısı istikrar olan bir ülkenin vatandaşlarıyız neticede, insan ayrı bi’ mutlu oluyor şu sert basketboldan sonra.

ilk turda gayet kek bir grupta yer almamız nedeniyle, pek önemsenmedi ard arda gelen galibiyetler. fakat bu rahat gözüken turda net bir şekilde savunma yapabildiğine dair uyarıyı vermişti takım. ardından ispanya maçı geldi. 60′ta tuttuk fernandez’li, gasol’lu son dünya şampiyonunu. hücumda yaşadığımız -beklenen- düşüş dolayısıyla, kazanmamızın tek yolu onları bu civarda tutabilmekti. ilk turdaki yüksek sayı ortalamamızın rakiplerle doğrudan alakalı olduğunu söyleyebiliriz. bir sonraki tur, rakiplerin daha sert ve üst seviye basketbol oynayan takımlar olması sebebiyle daha düşük bir ortalama yakaladık hücumda. sırplara karşı oynadığımız ve kazandığımız maç ta çok değerli. sırplar karşısına çıkana kadar, savunmayı ön planda tutan, makine düzeninde top çeviren ve set hücumlarında etkili olan bir takımla mücadele etmemiştik. bizim bu turnuvada uyguladığımız basketbol yapısı, sırbistan’ın yıllardır oynadığı, ekol yaratırken izlediği rotanın ta kendisi. sırf bu açılardan bakınca dahi önemi artan bir maçtı sırp maçı. denk gitmesini bekliyordum zaten, uzatmada sayı yemememiz ise hiç beklenmedik ve oldukça güzel bir detay. hidayet’in kötü bir gününde olmasına rağmen, savunmada takım arkadaşlarına ayak uydurması, muhteşemdi.

bu akşamki rakibimiz, liderlik yarışı yaptığımız slovenya. onları geçip, lider olarak gruptan çıktığımız takdirde, diğer grubun 4.sü hırvatistan ile eşleşiyoruz. yenilmemiz durumunda rakibimiz, yunanistan olacak. bizim grubun liderinin karşısına hırvatistan değil de almanya gelecek olsaydı eminim hem slovenya hem de bizimkiler maça fazlasıyla asılıp, kazanmak isterdi. ancak bu saatten sonra kolay rakip kalmadığından sebep, slovenya maçının dinlenme  açısından boş geçilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

türkiye 4-2 estonya

05 Eylül 2009, Cumartesi

arda turan @ türkiye-estonya

ilk dakikalarda gol yemek, büyük risktir böyle maçlar genelinde. rakip iyi kontraya çıkamıyordu allahtan da, ileriye top taşırken iyice sarpa sarmadı işler. emre-hamit-arda üçlüsünün tamamı fizik+istek olarak formdaysa pas trafiği konusunda sorun yaşamamız çok zor. bu gece kasmadan ileride bir iki pasla açtık estonya’yı. gerek dahi kalmadı yoğun ve kısa pas alışverişine. yinelemek lazım, golü yedikten sonra bozmamak önemliydi. karşı tarafın pasifliğinin de katkısı vardır tabi, ama bugün olması gerekeni yapan, yani isteyen bir milli takım seyrettik. fatih hocanın meşhur maç öncesi motivasyon konuşmalarından birisi gerçekleşti herhalde soyunma odasında. kazım hariç herkes tempolu oynadı, orta sahamızın öncülüğünde iyi oynayarak aldık maçı. iki saçma gol yedik, önemli bosna maçı öncesi en önemli uyarı budur herhalde, yediğimiz gollerin gayet absürd olması. benim maçtan sonra merak ettiğim bir ayrıntı da fatih terim’in kazım’da ısrarını sürdürüp sürdürmeyeceği. ben yetenekli bir oyuncu olduğunu düşünüyorum, herkes eleştirirken hocanın onu milli takıma almasını da destekliyordum. formdayken ilk 11 çıkması da mantıklıydı. ve fakat bosna hersek maçında sağ tarafı kazım’a vermek, hiç değilse gökhan’a ayıp olur. bugün takımı yavaşlattı neredeyse kazım. bir dahaki maç oraya bir ayar çekmeli terim. kimi koyar, ya da kimi o bölgeye çeker bilemeyeceğim de kazım’ın orada olması büyük tehlike olur.

maçın kahramanı ne arda, ne emre ne de tuncay’dı. maçın yarısını izleyememizi sağlayan, rekorlar kitabına saniyede en fazla reklam alma ve küfür yeme dallarında kafadan aday olan, rte aşığı yayıncı atv idi maçın yıldızı. çıldırttılar tek kelimeyle. aldıkları birbirinden kötü firma reklamları bir yana, yirmi saniyede bir yaptıkları kendi dizi reklemları iyice dibe vurmalarını sağladı. bir daha maç yayınlamasınlar bi’ zahmet.

not: 600. gol arda’ya nasip oldu. hani, haketmedi de değil.