‘şampiyonlar ligi’ olarak etiketlenmiş yazılar

şampiyonlar ligi grup kuraları

26 Ağustos 2010, Perşembe

champions league

şampiyonlar ligi elemeleri dünkü maçlarla beraber sona erdi. ajax, auxerre, kopenhag ve tottenham tur atlayıp, gruplara kalmaya hak kazanan son takımlar oldular. önümüzde grup maçları var. bunun için bu akşam kura çekimi yapılacak. türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor bu tören. zira bursapor 4. torbadan katılacak kura çekimine. her zaman olduğu gibi monaco’da gerçekleştirilecek çekimler, tsi 18.45′te başlayacak. torbalara gelirsek;

1. torba: inter, barça, manu, chelsea, arsenal, bayern, milan, lyon..

2. torba: bremen, real m., roma, shaktar, benfica, valencia, marsilya, pana..

3. torba: tottenham, rangers, ajax, schalke, basel, braga, kopenhag, s. moskova..

4. torba: hapoel, twente, rubin kazan, auxerre, cluj, partizan, zilina, bursaspor..

son torbada olması dolayısıyla, birden fazla, çok kuvvetli takıma denk gelmesi yüksek olasılık dahilinde bursaspor’un. en kötü senaryoda, chelsea-real-ajax diyorum ben. nispeten daha makul bir kura, lyon-valencia- moskova şeklinde olabilir. en güzeli ise, milan-pana-kopenhag kombinesidir. ciddi ciddi, bursa’nın tam performansla milan’ı alt edebileceğini düşünüyorum ben. diğer heybetli takımlar karşısında iş zor gözüküyor. barça ya da real gelse, karizmamız olur diye düşünen bursa’lılar da vardır elbet. orasını da bilemem.

şampiyonlar ligi’nde gruplara doğru

25 Ağustos 2010, Çarşamba

şampiyonlar ligi’nde gruplara kalacak son takımlar, dün oynanan ve bugün oynanacak maçlarla belli oluyor. bizim bursa gibi doğrudan gruplarda yer alacak olan takımlara, son olarak bugün itibariyle eklenecek takımlar kesinleşince, kura çekimi olacak ve şampiyonlar ligi, tam manasıyla başlamış olacak.

dün akşam güzel maçlar oynandı. en çarpıcı skor, ispanya’dan geldi elbette. ilk maçta deplasmanda portekiz takımı braga’ya 1-0 yenilerek şaşırtmıştı sevilla. kendi sahasında da 4-3 mağlup oldu. elenip gittiler böylece. portekiz temsilcisi braga da şampiyonlar ligi’nde gruplara kalmayı başardı. aslında sevilla maçı 2-0′dan şu meşhur 2-2′ye getirmeyi başardı. fakat, hemen ardından yedikleri goller bitirdi olayı. palop’un da ağzını kırmışardır herhalde maç çıkışında. saçma sapan işler yaptı..

bir diğer gollü, güzel maç da italya’da oynandı. sampdoria-werder bremen kozlarını paylaşan takımlardı. almanya’da, werder 3-1 kazanmıştı. italya’da işler tersine döndü. geçtiğimiz hafta sonu, hoffenheim’in gazabına uğrayan bremen, bu maçta da neye uğradığını şaşırdı. skor, cassano’nun 85′te attığı golle 3-0′a kadar geldi. fakat, son dakikada sahneye rosenberg çıktı. attığı gol, maçı uzatmaya taşıdı. uzatmada da son sözü, pizarro werder adına söyleyince, turu geçen, alman’lar oldu. italyan’lara ise tek kelimeyle yazık oldu…

anderlecht, sahasında partizan’ı konuk etti. ilk maçta milyonuncu kez karşımıza çıkan skorla; 2-2 ile avantajı kapmışlardı deplasmanda. bu maç avantajlarını korumak adına pek iyi değillerdi. partizan 2-0 öne geçti. fakat gene ve gene 90 dakika sonunda skor tabelasında 2-2 yazıyordu. bunun anlamı da maçın uzatmaya taşındığıydı. uzatmada da gol olmadı ve iki takım kozlarını penaltılarda paylaştı. kazanan partizan oldu. anderlecht, çevirdiği maçın sonunu getiremedi ve elenmiş oldu böylece.. bu maç dışında basel deplasmanda sheriff’i 3-0 gibi net bir skorla geçti. gerçi, goller  74′le 87. dakikalar arasında geldi. çağdaş’ın da forma giydiği basel, gruplara kalmayı başardı.. rus ekibi cska moskova da anorthosis’i deplasmanda 2-1 yenerek gruplara kalmayı bildi. young boys’tan aldıkları doumbia yazdı gene. bu adam çok feci bir topçu olacak, bir kenara not edelim şimdiden..

şampiyonlar ligi’nde bugün de önemli karşılaşmalar oynanacak. tottenham-young boys, 3-2′nin rövanşında karşılaşacaklar, white hart lane’de. bakalım, ingiliz’ler, fener’i eleyen bizim buraların deyimiyle ‘köy takımı!’ young boys’u geçebilecek mi?.. bunun dışında, ajax-dinamo kiev, auxerre-zenith, zilina-sparta prag ve copenhagen-rosenborg maçları var. hepsinin başlama saati, 21.45.

yarın ise bizi daha yakından ilgilendiren maçlar olacak. uefa avrupa ligi’nde temsilcilerimiz sahaya çıkacak. trabzon, fenerbahçe ve galatasaray, tur için mücadele edecekler. hepsi, ilk maçlarda kötü sonuçlar alsa da, kazanabilirler. özellikle trabzon turu geçerse, bomba olur. g.saray ise geçemezse, dibi görür sanırım..

tutmayın jose’yi!

29 Nisan 2010, Perşembe

o messi’li, ibra’lı, xavi’li; güzel insanların oluşturduğu kadro varken inter desteklenmezdi evet. ya taraftarı olmalısın inter’in ya da madrid taraflarından bir yerlerden. fakat yiğidin hakkını teslim etmek icap eder. futbolun sevilmeyen yönü savunmadır. sevilmeyen bir teknik olmasının dışında uygulaması da zordur. gidersin, 7 adam koyarsın kalenin önüne, bir bakarsın 5 yemişsin, ne olduğunu anlamadan. tromso taktiği her zaman işlemez yani. lakin bu işi düzgün yapabilenler de var gezegende. o takımlardan birisini izledik dün. 10 kişi kalınca kitle halinde savunma yapmaya başladılar. rakip yarı sahaya adam götüremediler. valdes orta sahaya gelip pas dağıtmasa, onu da göremeyecektik. iyi hoş ama, bu inter’in yaptığı tromso’cülük müdür? tartışılır. adamlar gayet soğukkanlı biçimde alan kapattılar, pas trafiğini kestiler, önde pres yaptılar, yan topları hatasız savuşturdular. messi nou camp’ta mutlaka daha baskılı rakipler görmüştür. daha iyi yardımlaşmalı savunma görmemiştir ama. motta atıldıktan sonra, eto’o ve milito’nun çok işe yaradığını belirtmek lazım. onlarla başladı iş. geridekilerin daha kolay çalışmasını sağladılar. barcelona pas isatistiğinde denize dökmüştür muhtemelen ama ne kadarı efektifti, şüpheli orası da. maç boyunca net şekilde 1 fırsat buldu xavican, hemen kestiler cezayı pique’yle birlikte .aslında 28. dakikadan sonrası, sadece inter’in o dakikaya kadar başardığı akılcı savunmayı  ne kadar sürdürebileceğiyle ilgiliydi. açamadı barca o muazzam kapanışı 1 istisna dışında ve finale gidemedi, madrid’e. hakemin iptal ettiği gol, chelsea’nin ahıdır herhalde. aheste aheste çıktı vallahi. son olarak; mourinho. iticiydi gene. seri öncesi başladı, maçlarda devam ettirdi. sonda yaptığı koşu; onun hırsının, barcelona gibi oynadığı futbolla yücelen bir takımı elemenin verdiği heyecanla birleşmesinden doğdu. nefret ediyorlardı zaten ondan. şimdi ne düşünüyorlar acaba. ha, bence çok güzel bir sevinçti, orası ayrı. kazananın haklı olması gerçekliğinde, nası koyduk koşusuydu.

ps. yatacak yerin yok ibrahim!

n’aptın eduardo!

27 Ağustos 2009, Perşembe

eduardo

dün oynanan arsenal-celtic şampiyonlar ligi play-off maçında, arsenal’in elde kalan en yetenekli golcüsü eduardo, takımına öyle bir penaltı kazandırdı ki, arif erdem bile kıskanmıştır hırvat oyuncuyu. iskoçlar da şikayetçi haliyle. ceza almasını istiyorlarmış eduardo’nun bu hareketi sebebiyle. ne yalan söyliyim, eduardo’yu çok sevsem de, bu aldatıcı hareketinden sonra alacağı cezaya hiç bir bahane üretemem. ulan bari bıraksaydın da başkası kullansaydı penaltıyı..

eduardo’nun kendi kendini düşürüp penaltı kazanma anı

gerçek futbol kazanır!

06 Mayıs 2009, Çarşamba

futbol denilen olayın bir adaleti varsa, barcelona’dan yana olması, torpil yapması gayet doğal bir şey. böyle bitemezdi barça’nın avrupa serüveni. yalnız finalde işleri zor, bu maçta adaletten alabilecekleri tüm payı alıp tükettiler.)

tahmin

26 Şubat 2009, Perşembe

çeyrek finaller öncesi kimler tur atlar diye düşündüm ve şöyle bir tablo çıkarttım;

inter – manchester united

sporting – bayern

atletico – porto

chelsea – juve

arsenal- roma

real madrid – liverpool

lyon – barca

villarreal – pana