nba’de all-star arasına, bu gece oynanacak çaylaklar maçıyla giriyoruz. sezonun yarısından fazlası geride kalmak üzere ve yavaş yavaş takımların sıralamadaki konumları belli oluyor. ilk sıralarda yer alıp, play-off’da saha avantajı kazanmaya çalışan takımlar özellikle batıda, zorlu bir yarışın içerisindeler. dengeler hemen her dakika değişebiliyor ve haliyle ortaya oldukça keyifli bir mücadele çıkıyor. bu zevkli ligin takımları hakkında, bir iki kelam edebiliriz artık. ilk önce doğu’da ve batı’da 12 şubat itibariyle ilk 8′de yer alan takımlara bakalım.
doğu: 1-cavaliers 2-magic 3-hawks 4-celtics 5-raptors 6-bobcats 7-heat 8-bulls
batı: 1-lakers 2-nuggets 3-jazz 4-mavs 5-spurs 6-thunder 7-suns 8-blazers

doğu konferansında normal sezon için, ilk sıranın sahibi şimdiden belli dersek, pek yanılmayız sanıyorum. geçen yılı normal sezon 1.’si olarak tamamlayan cleveland, bu sezonda iddialı. bilhassa, son haftalarda muazzam bir çıkış yaptılar ve all-star arasına girerken 13 maçlık bir seriye imza attılar. mo williams’ın omzundan sakatlanması, cleveland’ın oyununu olumsuz etkileyecek diye düşünenler, şu an için yanılmış gözüküyor. çünkü kral james, en büyük yardımcısı yokken daha da etkileyici bir performansla oynuyor. lebron, mo’suz maçlarda 30 sayı 11 asist gibi absürd ortalamalarla oynuyor. saha hakimiyetinin iyi olduğu malum da, bir kaç maçlık dahi olsa 11 asist ortalama yakalamak nash’in, paul’un harcı. gerçekten büyük keyif, lebron james’i izlemek. dün oynadıkları magic maçının son anlarında bunu bir kez daha ispatladı. istediği zaman sayı üretebilmesini geçtim, varejao, hickson gibi oyuncuları 20′li sayılara ulaştırabiliyor nashvari paslarıyla. şimdilik mike brown’ın takımı için işler iyi gidiyor. 43-11 ile ligin zirvesinde cleveland cavaliers.
ligin tepesinden bahsetmişken, lakers’ı hatırlıyor çoğu kişi doğal olarak. sezonun büyük kısmını lig birincisi olarak götürdüler. cavs’in olağandışı serisi olmasa tepede hala onların ismi yer alacaktı. tablo yine hiç karamsar değil, tabi. batı’nın lideri lakers. ve bana kalırsa şampiyonluğun en büyük adayı. staples center’da carmelo’suz bir denver’a yenilmiş olsalar da -ki billups’ın 9 üçlük attığı bir maç o- ardından oynadıkları portland-spurs ve jazz maçlarını kobe olmadan kazandılar. bu iyiye işaret takım için. ligin en iyi oyuncusu olmadan, batı’nın play-off takımlarını yenebilmek, lakers haricinde kolay kolay kimsenin yapamayacağı bir durum bence. gerçi, kobe’nin son zamanlarda biraz rekor için olsa da, bencil tavırlar sergilediği gerçeği var ortada. belki de takımın biraz kobe’siz oynamaya ihtiyacı vardı. odom’un bu aralar önemli katkısı oluyor lakers’a, es geçmek olmaz. onun dışında söyleyebileceğim; gasol büyük topçu birader.
billups’ı, iverson ile takas ettikten sonra çehresi değişen denver nuggets, şu sıralar batı 2.’liği için mücadele veriyor. belki de nba tarihinin en doğru kararlarından biri olan bu takas sayesinde batı’da istedikleri başarıya ulaşabilecekler, belli olmaz hani. all-star öncesi, dün gece evlerinde spurs’e mağlup oldular. daha doğrusu san antonio duvarına tosladılar. takımın hücum gücünü oluşturan kısalar carmelo, billups ve jr smith’in korkunç şut attığı bir geceydi. sanırım, bu ara en çok george karl’ın takımına yarayacak. carmelo ligin sayı kralı konumundayken sakatlık yaşadı ve eski performansını tam yakalayamadı. son 5 maçta 3 yenilgi aldılar. yine de, hızlı oyun temposuyla, billups gibi usta bir guard’ın yönetiminde başa çıkması çok zor bir takım denver. staples center’da lakers’ın feleğini şaşırtabilecek kadar ilginçler üstelik. bu yıl ümitli olduğum takımlar listesinde üst sıralardalar. edinmeleri gereken bir huy var yalnız; istikrar. 35-18 ile batı 2.’si durumunda yer alıyorlar.
utah son günlerin en formda takımı dersek cleveland’a ayıp olur ama hiç fena değil bunlar da. lakers’a evlerinde yenildikleri maçtan önce 9 maç üst üste kazandılar. çok başarılı bir basketbol oynuyorlar açıkça. boozer bir kaç maç kaçırsa da deron ve özellikle kirilenko sayesinde ard arda iyi sonuçlar elde ettiler. tabi, eklemek lazım, kazandıkları 9 maçın 6’sı energy solutions arena’daydı. evinde daha iyi oynayan bir ekip sloan’ın utah’ı. içerde 22-7′yken, dışarıda 10-12 durumları.
orlando magic doğu konferansında 2. sırada yer alıyor. geçen yılın sürprizi olarak tanımlayabileceğimiz takım, bu yıl da iyi gidiyor. carter-hidayet değişimi çeşitli soru işaretleri oluştursa da belli bir düzen içersinde oynamaları onlara büyük avantaj sağlıyor. bir de howard’ı istikrarlı biçimde kullanabilseler. 1 hafta arayla, ciddi rakipleri celtics’i içerde-dışarda yemeyi başardılar, bu güzel bir gelişme. son saniye basketiyle wizards’a mağlup olmaları haricinde iyi gidiyorlar zaten son zamanlarda. carter’ın, kaçırdıkça daha çok denemesi belki de ilk kez işlerine geldi ve onun 48 sayısıyla hornets’i yenmeyi başardılar. bir de, dün ilginç bir istatistiğe denk geldim cavs’le oynadıkları maçta. howard’ın çizgiden yüzde 60 ve üstü attığı maçlarda çok büyük bir oranda kazanmış magic. onu serbest atış çizgisine yollamayı tercih ediyor bir çok takım ve howard bu durumu daha verimli kullandığında sonuç ortada.
denver’dan bahsederken istikrar kelimesini kullanmıştım. şimdi, sıra boston celtics’e geldi ve ben istikrarı yine kullanmam gerektiğini düşünüyorum. vasat ve altı takımlara karşı oyunlarını rahat şekilde kabul ettirebiliyorken, ligin kalburüstü takımlarına karşı çok ciddi anlamda zorlanıyorlar. orlando’ya, atlanta’ya, lakers’a ve dallas’a kaybettiler en sonlarda, hatırladığım. 4 maç kazandıktan sonra, 3 maçlık bir mağlubiyet serisi tutturmak hiç de iyiye delalet değil. ray allen hakkında takas söylentileri var fakat ben böyle bir hamlenin yanlış olacağı kanısındayım. kg bu denli kötü bir sezon geçiriyorken, işleri hiç kolay değil play-off arenasında.
atlanta da doğu da zirveye oynayan ekiplerden birisi. son yıllarda istikrarlı biçimde geliştirdiler kendilerini ve sonunda tepeye oynayan bir takım haline gelebildiler. bibby’nin yalan oynadığı bu sezon, jamal crawford’dan ciddi katkı alıyorlar. bench’ten gelip en çok skor üreten oyuncu konumunda ligde, jamal. joe johnson’un yanında horfod’ı da all-star’a yolluyorlar bu yıl. ki, josh smith de oyununda gösterdiği gelişim sonucu haketti o unvanı. yani demem o ki, çok oturaklı ve eli yüzü düzgün bir takım hawks. play-off’ta daha çok işlerine yarayacaktır bu özellikleri.
boston’ı yenen de, new york’a 50 sayı fark atan da dallas, gidip minessota’ya phila’ya, raptors’a yenilen de dallas.bir iner misin çıkar mısın vakası daha. yalnız şöyle bir durum var mavs’de. o howard’ı birilerine takas etmeden cacık olmaz oralarda. alıcı bulabilirlerse bir dakka durmasınlar yollasınlar kara oğlanı. neyse, bu ağır aksak ilerleyen takım her şeye rağmen 4. basamağında bulunuyor batı konferansının. düşmek istemiyorlarsa, nowitzki’yi toparlamalı ve yanına adam gibi adam koymalılar. play-off’ta da hiç kolay olmayacak işleri.
şu sıralar kevin durant’ın oynadığı basketbol, ligin en iyilerinden belki de. t-mac’i andıran atletikliği, kobe’ye benzeyen şut kabiliyeti ve hemen hemen her alanda belli seviyede verdiği katkılar onu çok değerli kılıyor. bu genç adamın önünde, çok ödüller, rekorlar ve yüzükler var diye düşünüyorum. takımı oklohama’ya da bire bir yansıyor bu yetenek, haliyle. durant gibi genç ve yetenekli topçulardan oluşan thunder, çoğu kişinin beklemediği kadar iyi durumda. çatır çatır oynuyorlar, açıkçası. 31 galibiyet başarısını yakaladılar şimdiden. başa baş giden maçların büyük kısmını, belki tecrübe belki şanssızlık, bir şekilde kaybetmeselerdi şu an daha da yukarı sıralarda olabilirlerdi. hem bugün hem ilerisi için ışık saçıyor bu gençler, umutluyum ben.