nba başladı, yolu yarılayacak neredeyse, ben henüz hakkında bir şeyler yazma fırsatı bulamadım. aslında, bloga uzun süredir yazı ekleme fırsatı bulamıyordum. 2 hafta olmuş son yazıyı ekleyeli. neyse, daha fazla arayı açmayalım, tembellikte yapıyor zaten fazla boşlamak.
sezon öncesi oynanan hazırlık maçlarının çok azını izleme şansım oldu. ‘ulan ne ara başladı sezon’ durumunda kaldım lig başlarken de. yani, takımların hazırlık kamplarından ve sezon öncesi durumlarından uzak kaldım, çeşitli sebepler dolayısıyla. nba ile ilgili yazarken bu kadar beklememin sebebi de, budur biraz. sezon öncesine değil de, sezon başı itibarıyla lig geneline dair bir değerlendirme yapmak istiyorum.

şampiyon lakers’la başlayalım. ligin en iyi takımı, kadrosunu artest gibi ligin önemli oyuncularından birisiyle güçlendirirken, geçen yıl başaıyla uyguladığı takım oyunu kavramının kilit oyuncularından ariza’yı kaybetti. şu ana dek, fazla eksikliğini hissetmediler fakat yine de artest’in normal bir insan olmadığını göz önünde bulundurmak gerek. gereğinden fazla sorumluluk almak isteyebilir her an, yahut arkadaşlarını kızdıracak kadar egoist davranışlar sergileyebilir. bu tarz bir risk almış olsa da, ligin en iyi takımı hala phil jackson’ın elinde. sayı üretme konusunda istediği anda rakibin 5 oyuncusuna denk gelebilen bir kobe, pota altında her takıma güçlük yaşatabilen bir gasol, her yöne katkı sağlayabilen bir odom, diğerlerine kıyasla oldukça iyi bir bench ve andrew bynum. lakers’lıların uzun bir süredir patlama yapmasını beklediği genç adam, geçen yıl beklentileri karşılar gibi yapıp, yarım kalmıştı. bu kez, müthiş bir giriş yaptı sezona. gasol’ün olmaması, pota altında onu daha da değerli kıldı ve o da bu şansı çok iyi kullanarak olağanüstü istatistikler yakaladı. ligin en iyi takımı diye adlandırdığımız lakers, bynum’dan sezon boyu böyle faydalanabilirse, rakipsizlik konusunda hiç sıkıntı çekmeyecektir. hiç sevmesem de -fisher- kobe- artest- gasol- bynum beşi istediği zaman sayı yemez, o kadar diyorum..
lebron james ve cleveland, geçen yıl beklenmedik bir seri sonucu orlando’ya elenmişti. normal sezonu lig lideri olarak tamamlamalarına ve orlando karşısına ağır favori ünvanıyla çıkmalarına rağmen, hido ve howard önderliğindeki magic onları sahadan silmişti deyim yerindeyse. mo-will’in yetersiz kalması, pota altına howard’a teslim olmaları ve sert bir savunma yapamamaları vs. onları dışarıya iten etmenler olmuştu. shaq’in gelmesi pota altını güçlendirmek için ve sertliği sağlamak için önemli bir hamle. lakin yaş malum, hantallığı da eklediğiniz de shaq’in riskli bir ekleme olduğunu söylersek yanılmayız sanıyorum. fa piyasasından a. parker’ı çekerek akıllı bir hamle yaptılar. moon da cavs için iyi bir parça olabilir. her şey bi kenara, lebron’un her şeyi yaptığı takım hüviyetine bürünmek istemiyorlarsa, shaq aşısının tutmasını ve ekledikleri yan rol adamlarının bekledikleri katkıyı vermesini sağlamak durumundalar. başarısızlık lebroncağızın yuvadan uçması manasına gelebilir, baskı üstlerinde bu yüzden.
şampiyon olamamasını hep duncan ve spurs’e bağladığım suns, ücretinden kurtulmak maksadıyla shaq’i de gönderdi ve karşılığına aldığı hiç sonucunda kadro oldukça darlmış gözküyor. yalnız shaq’la beraber değerini yitiren hızlı basketbol felsefesi bu sezon kendini tekrar göstermiş durumda, nash sağolsun tabi ki. ribaundu alıp, takım halinde ileri koşan ve sayı yapma konusunda sıkıntı yaşamayan eski suns’ı geri getirmek kolay olamayacaksa da ona yakın bir şeyler bekliyorum ben. ilerleyen yaşına rağmen steve nash, müthiş basketbol zekasıyla, takım arkadaşlarını oynamaya teşvik edecek kalitede hala. pota altı ağır derecede hafif kaldı yalnız. amare’yi çıkar hafiflikten uçarlar vallahi. amare’de tek başına bir yere kadar yetebileceği için zayıf pota altıyla, ciddi maçlarda bi’ yerde tıkanacakatır suns. onlar için diyebileceğim; ah ulan kerr!
denver nuggets da kadrosunu koruyabilen takımlardan birisi. konferans finali görmüş bir kadronun iddiası mutlaka olacaktır. melo bu kadar üst seviyede basketbol oynuyorsa hele ki, mutlaka iddiası olur nuggets’ın. sert bir takımlar, billups gibi harika bir oyun kurucuları var ve diğer parçalar-k-mart, nene, andersen gibi- oldukça yeterli. billups öncesi sıradan bir takım izlenimi vermeleri, chaunsey’in nasıl bir lider olduğunu açıklamaya yeter, sanıyorum. carmelo gibi yıldız bir oyuncunun yanına billups tarzında oynatmayı bilen, tecrübeli bir yıldız getirerek 1-0 önde başlamıştı zaten denver. bu yıl 2-0 yapmaları da mümkün. kaderlerini kendileri, daha doğrusu yıldız oyuncuları çizecektir. carmelo o yıldızın adı da. bu kadar iyi bir takım yakalamışken, artık o olgunluk seviyesini aşıp, bir şeyleri başarabileceğini ispa etmeli. aksi taktirde, yerinde sayar melo. denver’ın bir atısı da kadrosuna dahil ettiği ty lawson. ncaa’de şampiyon olan north carolina ekibinin oyun kurucusuydu lawson. beni oldukça etkilemişti basketboluyla. şu ana dek nba’de de iyi yerlere gelebileceğinin sinyallerini vermiş durumda.

orlando magic geçtiğimiz yıl nba finali gördü ve bu seviyelere çıkan bir takımın beyin rolünde bir türk’ün yer alması hepimizi sevindirmişti. şimdi o türk takımdan ayrıldı ve çoğu kişi magic’in hido’suz geçen yıl yakaladığı başarıyı yakalamasının zor olduğunu düşünüyor. ben aksi fikirdeyim. evet, hidayet’in howard’a çalışan penetreleri olamayacak belki, ama şutör kimliğinden de hiç kaybetmedi bu takım. çatır çatır şut sokup rakip savunmanın alt üst olmasını sağlayabiliyorlar. içeride de bir canavar olunca darbeyi vurmak, yıpranmış savunma karşısında zor olmuyor. hidoyla birlikte, lee, battie ve alston’da ayrıldı takımdan. onların yerine carter, barnes, anderson ve bass geldiler. gelen oyuncuların van gundy’nin şuta dayalı oyun yapısına uygunluğu, hidayet’in eksikliğini aratmayacaktır diyorum ben. lewis’in de takıma katılmasıyla beraber, skor opsiyonu hayli fazla bir orlando izleyeceğimizden süphem yok. geçen yıl edindikleri tecrübeye yapacakları her ekleme onları bir kademe daha atlatır. kısaca, güvendiğim takımlardan orlando.
şimdilik bu kadar yeter, uzun süredir yazmayan adam için. ilerleyen zamanlarda diğer takımlar için de bir iki kelam etmeyi düşünüyorum. sonraya kalsın onlar da.
kapanışı wade azmanının varejao’yu potaya soktuğu, ardından bir de takla attırdığı fevkaladenin fevkinde smacıyla yapmak isterim.
acımasız olma bu kadar..