‘avrupa’ olarak etiketlenmiş yazılar

messi vs. getafe

07 Şubat 2010, Pazar

maradona’nın ingilizlere attığı golün benzerini kupada getafe’ye atmıştı lionel messi. tarihe geçen o golden sonra, dikkat ediyorum neredeyse her getafe maçında en az bir  tane atıyor bücür. dün nou camp’ta oynanan lig maçında da attı bir tane gol. hem de ne gol. cephe kamerasından izleyince anlaşılıyor vuruşun muhteşemliği.

anfield torres’le güzel

27 Ekim 2009, Salı

fernando torres

fenerbahçe-galatasaray derbisi dolayısıyla arada kaynadı lakin, pazar akşamı ingiltere’de liverpool-manu maçı oynandı. benitez’in koltuğunun sallantıda olduğu bir dönemde kazanmaktan başka çaresi yoktu pool’un. lig’deki yarıştan kopmamak için de iyi bir fırsattı. gerrard’ın sakatlığı devam ederken, torres sahada yer aldı. beklenildiği gibi tempolu bir maç oldu. orta sahada birbirine üstünlük sağlamak için müthiş bir mücadele verdi takımlar. torres’in klasını konuşturarak attığı gol ve 90+5′te n’gog’un golü liverpool’a 3 puanı getirdi. fantasypremierleague’de kaptan yapmıştım el nino’yu, utandırmadı sağolsun. liverpool tribünlerinin sunderland maçında yedikleri “balon” gole protestosu çok iyiydi. maç öncesinde ve esnasında bir çok balon gördük sahada.) gerrard’sız takımdan torres’i de çıkartınca vasat bir takım haline gelir liverpool, benim maçtan çıkardığım sonuç her şeye rağmen budur.

n’aptın eduardo!

27 Ağustos 2009, Perşembe

eduardo

dün oynanan arsenal-celtic şampiyonlar ligi play-off maçında, arsenal’in elde kalan en yetenekli golcüsü eduardo, takımına öyle bir penaltı kazandırdı ki, arif erdem bile kıskanmıştır hırvat oyuncuyu. iskoçlar da şikayetçi haliyle. ceza almasını istiyorlarmış eduardo’nun bu hareketi sebebiyle. ne yalan söyliyim, eduardo’yu çok sevsem de, bu aldatıcı hareketinden sonra alacağı cezaya hiç bir bahane üretemem. ulan bari bıraksaydın da başkası kullansaydı penaltıyı..

eduardo’nun kendi kendini düşürüp penaltı kazanma anı

adebayor manchester city’de

18 Temmuz 2009, Cumartesi

adebayor

beklendiği gibi manchester city’ye imzayı attı adebayor. bir iki gün önce kulüplerin anlaştığı açıklanmıştı, şu andan itibaren de resmen city’nin topçusu.  togo’lu golcüyü londra semalarından manchester’a transfer etmenin arap patronlara faturası 30 milyon euro. onlara dokunmayacak tabi bu rakam. tevez’e, santa cruz’a hatta geçen yıl robinho’ya gereğinden fazla para döktüler. abramovic chelsea’yi aldığında böyle saçma bir politika izlememişti, daha akıllıca hareket etmişti. bu akıllı transfer politikası başarıya ulaştırmıştı mavileri. arapların city’si ise paramız var, herkese salça oluruz, alamasakta piyasayı alt üst ederiz şeklinde yapıyorlar yorumlarını. nereye gittiği belli değil takımın, mark hughes bile fayda etmeyecek sanırım bu adamlara.

adebayor’un gelmesiyle çok net bir biçimde forvet yoğunluğu oluştu city’de. yemeyip, içmeyip hücuma adam alıyorlar, anlamak mümkün değil tabi bu durumu. benjani-bellamy-santa cruz-tevez-bojinov-caicedo-robinho ve son olarak adebayor. üç üst düzey takıma dağıtsak bu oyuncuları, bayram eder hocalar vallahi. o derece bir forvet hattı var hughes’un elinde. yalnız bu kadar çok seçenek işlerin iyi gideceği anlamına gelmiyor, kenarda oturması gereken adamlar illa ki pürüz yapacaktır. ideal kadroda şu saydığım forvet oyuncularından robinho, tevez ve adebayor yer alacaktır. bu da demek oluyor ki santa cruz, bojinov, bellamy gibi oyuncular yedek kulübesinde oturacak. bi’ ihtimal elden de çıkarılabilirler. hücum hattı abartılı biçimde geniş olan bu takımın savunmasında yer alan oyunculara bakalım bir de; dunne-micah richards-onuoha-ben haim-bridge. e oldu mu şimdi? sen ligin 4 büyük takımının 2 forvetini transfer et -ki birisi takımının en önemli oyuncusu belki de- sonra tutup bu savunma rotasyonuna ekleme yapma. bu denklemin bir mantığı olmadığından, bir savunma oyuncusu transfer edebileceklerini varsayıyorum ben. orta sahaya yaptıkları barry takviyesini es geçmeyelim, en doğru transferiydi bu yıl manchester city’nin. ireland ile beraber güçlü bir orta alan ikilisi kuracaktır, eski villa kaptanı. buradan yırtabilir belki city’nin transfer rotası.

ilk 11 oyuncusu adebayor’u rakiplerinden birisine satan arsenal’in, bu transferi maddi zorunluluklar doğrultusunda mı yoksa tamamen taktiksel bir hamle olarak mı yaptığını anlamadım ben. kabul, geçen yıl oldukça yükselen beklentileri karşılayamadı, takımın ligde geride kalmasında payı var elbette fakat oyuncuyu elden çıkarmak için daha geçerli sebepleri olmalı wenger’in. hem rakiplerinden birisi oldukça güçlendi bu transferle, hem de arsenal hücum hattında büyük bir boşluk oluştu. iki yılda 50′ye yakın gol atan adebayor’un yerine bir ekleme yapılmalı muhakkak. bordeux’un golcüsü chamakh’ın ismi geçiyor bu bölge için, gerçekleşirse gayet güzel olur. nicklas bendtner alternatifinden çok daha iyi bir seçenek. orta sahaya da bir oyuncu arıyor wenger, şu meşhur özelliklere sahip bir oyuncu. oyunun iki yönünü de oynayabilen, oyun kurabilirken aynı zamanda koşup pres yapabilme özelliği de bulunan oyunculardan. bu iki bölgeye gerekli eklemeleri yapması halinde arsenal adebayor kaybına rağmen ilk sıraların en büyük adayları arasında yer almaya devam edecektir.

ibrahimovic barca’ya, eto’o inter’e

18 Temmuz 2009, Cumartesi

ibrahimovic & etoo

iki takım anlaştı, ibrahimovic barcelona’ya 40 milyon+eto’o+hleb(kiralık) karşılığında transfer olmak üzere. şu anda oyuncuların yeni takımlarıyla alacakları para konusunda el sıkışması bekleniyor. fikrimce ronaldo’nun real madrid’e geçişi kadar değerli olan bu transfer, önümüzdeki yıl için la liga’yı en büyük rekabetin yaşanacağı lig yapacaktır. seri a ve pirömyer lig önemli oyuncularını kaptırıp yara alırken, oyuncuları kapan ve ilgiyi üzerine çeken ülke ispanya oldu. real madrid’in başlattığı bomba transfer halkasına bir yenisini de laporta eklemiş oldu böylece.

transferin getireceği artılar hiç şüphesiz gücüne güç katacaktır barcelona’nın. en başta, messi-ibra-henry gibi ölümcül bir hücum hattı oluşturdular. ezeli rakiplerinin kurduğu kaka-ronaldo-benzema üçlüsüne karşı gelebilecek en kuvvetli ekiptir bu. ibrahimovic’in messi ve henry’nin yanına gelerek voltran oluşturması dışında en büyük katkısı real’in transferlerine misilleme olmasıdır zaten, pek fazlası değil. çünkü yerine geldiği adam barcelona’nın en golcü adamı. ilk sezonunda ondan fazla gol atıp, daha efektif oynamasını beklemiyorum ben. transferin barca açısından dezavantajı da bu olsa gerek. hücum hattında direk oynayan, en çok gol atan oyuncusunu kaybetmek. tüm artı ve eksileri değerlendirirsek, daha iyisi asla olmayacak bir takımdı barcelona, ibrahimovic de değiştiremeyecektir bu gerçeği. fakat guardiola, eto’o ile bu başarıyı sürdüremeyeceklerini öngörmüş olsa gerek, ibrahimovic’i, üzerine para koyarak transfer ediyorlar. ben optimist yaklaşıp, eto’o gitti fakat daha iyisi geldi demek istiyorum. düzenin bozulacağını, orta saha-ibrahimovic uyumunun belli bir süre zorlukla gerçekleşeceğini düşünsem de.

bu hamle sonrasında keirrison’u kadrosuna katmaz herhalde katalanlar. genç ve rotasyona kolaylıkla dahil olabilecek bir oyuncu da olsa 15-20 milyon euro civarında bir bonservis bedeli var. ibra kadabra’yı bu denli yüksek bir meblağ karşılığında aldıktan sonra genç bir futbolcuya 15 milyon vermeyebilirler. ha, verirlerse ne ala, şahane olur.

avrupa’dan transfer notları

01 Temmuz 2009, Çarşamba

real madrid’in bodoslama girerek sarstığı transfer piyasası kısa bir durgunluğun ardından yeniden hareketleniyor. uzun bir süredir david villa, ibrahimovic, pirlo, aguero, tevez, dzeko gibi oyuncuların takım değiştirip değiştirmeyeceği konuşuluyordu. bu isimlerden kesinleşen bir transfer olmasa da en az onlar kadar önemli bulduğum hamleler yaptı bazı kulüpler.

ronaldo’yu real madrid’e yollayan-bana kalırsa kazıklayan- manchester united, wigan’ın ekvador’lusu antonio valencia’yı kadrosuna kattı. iyi transfer. hatta süper transfer. 2006 dünya kupasında tanımıştım bu adamı, o gün bu gündür ilgiyle takip ediyorum. sağ kanatta, ribery akıcılığında ve arda tekniğinde bir topçu valencia. ilk avrupa macerası villareal’deydi, daha sonra recreativo-kiralık- ve wigan’da oynadı. dünya kupasında beklenen çıkışı yapmıştı aslında fakat manchester gibi büyük bir takıma gitmesi, wigan’da geçen 3 yıldan sonra gerçekleşti. henüz 23 yaşında ve ronaldo’nun boşalttığı manchester sağ kanadını tam olarak doldurabilecek meziyette bir futbolcu. nokta transfer yaptı bence sir alex. en az 40-50′ye satar valencia’yı da ileride, demedi demeyin. tebrik ediyorum kendisini buradan.

bir nokta transfer haberi de barcelona’dan gelmek üzere. palmeiras’ın genç golcüsü keirrison barça’ya imzayı attı, atacak. belli bir süredir gündem de olan bir futbolcu o da. hiç durmadan avrupa’ya futbolcu ihraç eden brezilya’nın yeni harikası olarak gösteriliyor. türkiye’de herkes fm sayesinde aşina ismine lakin benim aşinalığım cm 01-02′den. evet, 01-02 oynuyorum ben hala. günümüzün kadrolarıyla da olsa, bu efsaneyi yaşatıyorum kendimce. geniş brezilya pazarına da ismen hakim oluyorum böylece.) şaka bi’ yana, keirrison bir sezonda 70 gol atınca dikkatimi çekmişti ve ben de araştırmıştım; kimdir, nedir diye. en az oyundaki kadar başarılı bir golcü olduğunu anladım böylece. menajerlik oyunlarının ipiyle kuyuya inilmez, bu kaideyi bilirim. ancak, barcelona da aynı fikirdeyse, bu çocukta iş vardır diyorum. umarım ispanya’ya geçer ve barcelona kadrosunda kendisini gösterebilecek kadar süre bulur. ben de sevinirim, bu adamı ben keşfettim diye .)

manu ve barca iki genci kadrosuna katarken, diğer takımlar da boş durmadı. liverpool glen johnson’u, werder bremen marko marin’i, sporting lizbon matias fernandez’i, valencia jeremy mathieu’yu, servet transferini bir türlü sonuçlandırmayarak galatasaray’lıları sinir hastası eden marsilya lucho gonzalez’i kattı kadrosuna. benim gözüme takılan güzel transfer hamleleri bunlar. gözden kaçanlar vardır mutlaka. türkiye’de de oluyor elbette bir şeyler. babel’ler, owen’lar, poulsen’ler havada uçuşuyor. ne diyelim, sonunda hüsran yaşamayalım da, ne olursa olsun artık. güzel bir haberle bitirelim yazıyı. vassel’i türkiyeye getirdi ankaragücü. ki maniche’yi de alacakları söyleniyor. tebrikler ankara yönetimine.

ps. yazıyı yazdığım tarih 01.07.2009, saat 05.20. süperalfa gelemedi henüz. günün ilerleyen saatlerinde gelmesini, daha fazla bekletmemesini rica ediyorum kendisinden. çok uzun süredir bekliyoruz biz seni alfa, ayıp oluyor artık.

avrupa’nın kralları

31 Mayıs 2009, Pazar

türkiye’de 20 golle ilk sırada yer alan isim milan baros oldu. pek zorlayan futbolcu olmadı onu, kocaeli’li taner gülleri dışında. 18 gol attı taner de. iki oyuncu da son haftalarda sürdürebilselerdi başarılı performanslarını, 4-5 gol fazla atabilirlerdi. bank asya brezilya’lı bruno’nun 21 golüne sahne oldu. onu sakarya’da kiralık oynayan özgürcan, 17 golle takip etti.

avrupa’da; en kendi halinde, en sönük gol krallığı yarışı, ingiltere’deydi herhalde. anelka 19, ronaldo 18. torres’in gerard’dan daha az gol atmış olması hayli ilginç. arsenal’in, adebayor devre dışı kalınca, zirveye oynayan bir golcü çıkaramadığını da belirtelim. ingiltere’nin aksine, italya’da çekişmeli bir yarış vardı. son haftaya di vaio ve ibra kafa kafaya girmişti. zlatan iki, di vaio bir gol atınca; 25 golle zlatan ibrahimovic krallığı kazandı. geçen yıl ispanya’da gol kralı olan milito ise bugün 2 gol birden atarak 24 gole ulaştı ve di vaio ile 2.’liği paylaştı. ispanya’da, e’too’nun liderliğinde geçilen onca haftadan sonra forlan 32 golle ispanya gol kralı oldu. e’too 30, villa 28 ve messi de 23 golle bitirdi sezonu. almanya’da, şampiyon wofsburg’un iki forvetinin dominasyonu alında geçen bir sezon izledik. grafite ve dzeko sırasıyla 28 ve 26 gol atarak, takımlarını sırtladılar. onları benim favori topçularımdan mario gomez 24 golle takip etti. ibisevic sakatlanıp sezonun ikinci yarısını kapatmasaydı, ligin tozunu attırmaya devam edecekti muhtemelen. 18 golü vardı boşnak oyuncunun ilk yarıda. fransa’da andre pierre gignac 24 gol atıp zirveyi kaptı. fransa futbolunun en gözde futbolcusu konumunda bulunan benzema 17 golle 2. sırayı aldı. portekiz’de nacional’li nene 20 gol ile ulaştı krallığa. cardozo ve liedson’un 17′şer golü var. iskoçya’nın gol kralı şampiyon rangers’dan boyd. 27 gol atmış bu sezon kris boyd. takipçileri celticten 16 golle mcdonald ve 15 golle samaras. hollanda eredivisie’de şampiyon az’nin forveti el hamdaoui 23 gol yolladı rakip kalelere. 2. sırayı ajax’lı luis suarez 22 golle aldı. groningen’den marcus berg’in de 17 golü bulunuyor.

turkish delight: tugay kerimoğlu

25 Mayıs 2009, Pazartesi

tugay-kerimoglu

maldini’den veda

24 Mayıs 2009, Pazar

milan’ın “3″ünün son maçında, san siro’da milan roma’yla karşı karşıya geldi. bir efsanenin son maçıydı  bu maç. 41 yaşında futbol hayatına nokta koydu paolo maldini. tek takımda geçen bir kariyer, kazanılan sayısız kupa ve en önemlisi taraftarların kalbinin tam ortasında kazanılan bir yer. 24 mayıs 2009 günü, roma maçının son düdüğüyle beraber, binlerce taraftarın alkışları arasında futbolcu sıfatını rafa kaldırdı “3″. yapılabilecek en güzel vedalardan birisi yapıldı kaptana. galibiyetle uğurlansaydı daha iyi olurdu milan için fakat roma’nın da bir bayrak adamı olduğunu unutmamak gerek. 87′de frifikten enfes bir gol attı totti. roma bu füzeyle, avrupa ligi’ne gitmeyi garantiledi. riise ile buldukları ilk gol de frikikten geldi. o da, en az kaptan’ınki kadar nefisti. genoa deplasmanda torino’yu yenerek fiorentina’yla farkı 3′e indirdi. şampiyonlar ligi için yarışıyor bu takımlar. inter’e gideceği açıklanan milito 2 gol daha atarak 22 gole ulaştı. alt tarafta; chievo-bologna yenişemedi fakat torino son dakikada genoa’ya mağlup olunca son haftaya bologna ve torino 34′er puanda giriyor. torino, roma deplasmanına gidecek. bologna ise evinde catania’yı ağırlayacak.

wolfsburg adım adım

16 Mayıs 2009, Cumartesi

bundesliga’da şampiyonluk yarışı son haftaya kaldı. wolfsburg’un liderliğinde girilecek 34. haftada, haftalardır daha sıkı bağlanan düğüm çözülmüş olacak. wolfsburg 66, bayern 64, stuttgart 64 puanda girecek yarışın son düzlüğüne. bu hafta magath’ın takımı, hannover’i 5′lerken, bayern münih hoffenheim deplasmanında 2 puan bıraktı. stuttgart 61 puanla girmişti son 2′ye, cottbus’u yenip bayern’i yakalamayı başardılar. son haftaya da şampiyonluk umuduyla girdiler.

edin dzeko

wolfsburg sonuna kadar haketmiş olsa da, ben stuttgart’ın şampiyon olmasından yanayım. son şampiyonlukları da (2007) böyle kıran kırana bir mücadelenin ardından gelmişti. meira kaldırmıştı şampiyonluk kupasını. bu taraftarlığımın bir sebebi de mario gomez. sevdiğim adamların takımlarını tutmak gibi bir takıntım var benim. genelde herkes avrupadaki takımların taraftarlarına, geçmişteki başarılarına ya da yansıttığı politik görüşe bakar. ben olaya “futbolcudan takıma” gözüyle bakıyorum. henry ve berkgamp – arsenal, totti – roma, del piero-juventus, torres – atletico madrid gibi.

wolfsburg’un elinde büyük bir avantaj var artık. werder bremen’in bu hafta yenilerek, aklının uefa finalinde olduğunu göstermesiyle birlikte, şampiyon olmamak için bir nedenleri kalmadı. werder bremen’i yenerlerse kulüp tarihlerinde ilk kez şampiyon olacaklar. bu başarı da en büyük pay sahipleri kuşkusuz magath önderliğinde makina düzeninde işleyen hücum hattı. grafite-dzeko ikilisi toplam 51 gol atarak takımlarını sırtladılar. ki 75 golün 51′ini attıklarını görünce daha fazla şaşırıyor insan. son haftalarda ikişer-üçer gittiler. bu hafta atılan 5 golde onların imzası var, sezonun genelinde olduğu gibi. misimovic de asistleriyle yardımcı oldu arkadaşlarına. bu vesileyle gol krallığı yarışını da yazalım. grafite 26-dzeko 25-mario gomez 23.

yaratıcı medyanın “wolfsburg şampi…” başlığıyla sunduğu haberler, wolfsburg şampiyon olarak değişecek haftaya çok büyük bir ihtimalle. ne saçma sapan bir yaratıcılıktır bu yahu. nefret ediyorum..