arsenal 2010-11


manchester city-arsenal maçı, adına yakışır bir mücadeleye sahne oldu. bol gol, bol pozisyon ve temposu neredeyse düşmeyen, zevkli bir futbol. skor tabelası 4-2 manchester lehine gözükse de, arsenal son 5 dakikada, 4-1 mağlupken yakaladığı 5 net fırsatı teperek, kahretti bizleri. given sağolsun, çılgın oynadı son anlarda. swp bir attı, bir attırdı. bellamy de aynı şekilde 1 güzel gol, 1 enfes asist. de jong iyi topçu, orta sahada böyle bir oyuncuya çok ihtiyacı var hughes’ün. arsenal’de rosicky döndü, hem de golle döndü. darısı nasri’nin başına diyelim. ibrahim altınsay’ın sık sık altını çizdiği, sezon başında benim de değindiğim, arsenal savunmasının toure’nin gidişiyle zayıf, yumuşak kalması problemi bu maç bela oldu wenger’e. lakin, en iyi oyuncularından 2’sini verdiğin takıma yenildiğinde üzülmeyeceksin hiç, haketmişsindir zira. üzüleceğin tek konu adebayor’un yaptığı artistlik olur. adam değilmiş dersin geçersin onu da..

dün oynanan arsenal-celtic şampiyonlar ligi play-off maçında, arsenal’in elde kalan en yetenekli golcüsü eduardo, takımına öyle bir penaltı kazandırdı ki, arif erdem bile kıskanmıştır hırvat oyuncuyu. iskoçlar da şikayetçi haliyle. ceza almasını istiyorlarmış eduardo’nun bu hareketi sebebiyle. ne yalan söyliyim, eduardo’yu çok sevsem de, bu aldatıcı hareketinden sonra alacağı cezaya hiç bir bahane üretemem. ulan bari bıraksaydın da başkası kullansaydı penaltıyı..
ingiltere’de sezon bu hafta itibarıyla başlamış durumda. ronaldo gibi bir değeri la liga’ya kaptırsa da, kalitesinden ve rekabetinden hiç bir eksilme yaşamadan yoluna kaldığı yerden devam ediyor premier lig. aynı hızda, aynı sertlikte ve aynı cömertlikte oynuyor takımlar. chelsea’nin, hull city’i evinde son anda şans golüyle yenmesi bunun bir örneği. -drogba o topu kaleye göndermeyi amaçladıysa ne olayım- hazırlık maçlarında gayet hazır bir görüntü çizmişti londra ekibi. drogba’nın lige iyi başlayacağına dair verdiği sinyaller doğru çıktı ve afrikalı golcü 2 gol birden atarak ligin en önemli forvetlerinden birisi olduğunu ispatladı. anelka’yla beraber, ancelotti’nin ileri uçtaki en büyük kozu olacak bu yıl didier.
arsenal ilk haftanın sürprizini yapan takım oldu. everton gibi, şampiyonlar ligi’ni hedefleyen bir takıma deplasmanda 6 gol atmak, şu an için arsenal adına büyük bir sürpriz. ilk golü atana kadar pas trafiğinde sıkıntı yaşadılar fakat gol gelince oldukça rahat şekilde, rakibin etkisizliğinin de yardımıyla, bildiğimiz arsenal paslaşmalarını uyguladılar. ilk yarı bitmeden 3-0 olunca maç koptu zaten. iki stoperin gol bulması sevindirici de olsa, toure’nin gidişiyle o bölgede ciddi bir sorun yaşanması mümkün duruyor hala. kolo, oldukça mücadeleci bir oyuncuydu. yeni ikilinin bu konuda hafif kalma ihtimali var. orta saha’nın ve takımın lideri fabregas. bu da arsenal’in en büyük şansı. iki attı, iki de asist yaptı genç kaptan. “ulan yoksa” dedirtti arsenal bu maç. fakat çok erken henüz, sabırla beklemek gerek wenger’in takımını.
diğer karşılaşmaları tam izleyemediğim için yorum yapmayacağım pek. ntvmsnbc’den izleyebilirsiniz maç özetlerini. ilk haftadan sonra akılda kalanlar; fabregas’ın müthiş performansıyla umut vermesi, wigan’ın aston villa’yı deplasmanda gayet güzel bir oyunla geçmesi, eduardo’nun gol atması, drogba’nın rakiplerini iki golle uyarması, henüz sezon başı olmasına rağmen atılan enfes goller.. bir de wigan’lı rodallega’nın attığı fantastik-bombastik gol. tamam drogba’nın frikiği, denilson’un füzesi, ekoto’nun roketi iyi hoş, kabul de; rodallega’nın attığı gol bu dünyadan değil. o nasıl bir vuruştur mübarek!
ingiltere ligini ve dolayısıyla arsenal’i bir süre takip edemedim. benim kaçırdığım süre içerisinde yeni transfer arshavin oynamaya başlamış ve bu hafta blackburn’ü 4-0 mağlup ettikleri maçta 2 gol birden atmış. bu transfer hakkında bir görüş belirtmemiştim, gerek te yok aslında iyi mi kötü mü demeye. nokta transferdir arshavin. arsenal’in rosicky, hleb ve muhtemelen nasri transferlerinden daha çok yarar sağlayacağı bir oyuncu. en pahalı transferiymiş ayrıca ingiliz klübünün. 17 milyon euro ödeyerek kadroya dahil ettiler arshavin’i ve doğal olarak beklentileri hayli yüksek. yerden, sık ve hızlı pasa dayalı bir sistem içerisinde tekniğiyle ve çabukluğuyla önemli roller alacaktır arshavin. şu ana dek 4-0′lık blackburn maçının özeti dışında hiç bir arshavinli arsenal maçı izleyemediğim için şimdiye kadar gösterdiği performansı değerlendiremem lakin arsenal için doğru tercih olduğunu söyleyebilirim. her şeyden önemlisi sorumluluk alabilmek gibi bir özelliği var bu adamın. arsenal’in de en büyük sıkıntısı bu. yetenekli gençlerin bi’ yere kadar getirip, sonrasında zorlandıklarına şahit oluyorduk. bu noktada arshavin daha da önemli bir hal alıyor. son avrupa şampiyonası tecrübesinden sonra onun adına da gerekliydi artık avrupada futbol oynamak. tüm bunların ışığında arsenal’in arshavin’den önemli katkılar alacağını düşündüğümüzü belirterek eduardo’ya da değinelim. bu arsenal’i izleyemediğim süre içerisine eduardo’nun sahalara geri dönmesi de giriyor. çok talihsizce sakatlanmıştı hırvat forvet ve uzun bi’ süre arsenal’de yokluğu hissedildi. bendtner’e kaldı takım o yokken ve ben de bir türlü ısınamadım bu bendtner’e. carlos vela’yı onun önüne koyarım her türlü. sakatlık demişken adebayor ve fabregas geldi aklıma. galatasaray mısınız mübarekler, ne çok sakat veriyosunuz!

lehmann yazısında belirtmiştim arsenal takımına sempatim olduğunu. hal böyleyken bi’ arsenal değerlendirmesi yapmak istiyorum. bunu da bugün oynadıkları bolton maçıyla beraber yapmak doğru olacaktır sanırım.
arsenal belli bi’ oyun düzeni olan, oyuncular değişse de -ki değişen oyuncuların hemen hemen hepsi belli bir kalitenin üstünde oyuncular oluyor- oyun sisteminde büyük boşluklar vermeyen bir takım, burası herkesin malumu. biraz bu işleyen sisteme bakmak gerek sanırım. bir kere orta saha ; kısa boylu, oyunu iki yönlü oynayabilen, rakibe önde basabilen ve çoğu teknik konusunda üst düzey oyunculardan oluşuyor. bu tanımlama herkese ‘uefa dönemindeki galatasaray’ çagrışımı yapıyor muhtemelen. fabregas’ın yanında denilson, song biraz daha yanlarında walcott, eboue ve nasri. tabi bunların dışında sakat olan rosicky ve genç ramsey’i de unutmamak gerek. bu orta sahanın pas alış verişi ve ileri uçtaki adebayor- van persie ikilisine destek vermesi arsenal hücumlarının kilit noktası bana kalırsa. denilson ve walcott’a bi’ parantez açmak istiyorum. birisi 88, diğeri 89 doğumlu. wenger’in onlara verdiği şansı -özellikle bu sezon- çok iyi kullandı her ikisi de. denilson tekniğiyle ve efektif oyunuyla etkilemiş durumda beni. walcott ‘oldum ben’ sinyalleri veriyordu zaten. hocalarının güvenini boşa çıkartmadılar ve takımları adına çok önemli işler yapıyorlar. bakalım ramsey şansını nasıl kullanacak. bi’ de carlos vela var, benim çok beğendiğim. o da şans bulacaktır, bir yıldız daha kazanırsa arsenal şaşırmamalıyız. sakat eduardo beklenenden erken dönecekmiş, takım için önemli bir oyuncu.
adebayor’dan bahsetmeye lüzum var mı? bilemiyorum. henry’nin gidişinden sonra takımın hücumunu sırtlamış durumda. orta saha’dan da aldığı destekle tozunu attırıyor ingiltere liginin. bolton maçında gol atamadı fakat asistini yaptı yine. maç genelinde de gayet iyiydi. takım her zamanki gibi rakip ceza sahası önünde kamp kurduğunda doğru yerlerde yer aldı. ilk arsenal golünde -ofsayttı eboue’nin attığı gol- eboue hiç hareketlenmese arsenal adına ‘temiz bir gol’ atacaktı. ardından gelen muhteşem golde de kilidi açan paslardan birinin sahibiydi adebayor. kısacası arsenal gol atarken adebayor mutlaka bir şekilde katkı sağlıyor takıma.. bir de savunma kısmı var işin. ben pek karamsar değilim fakat bazı sorunlar da yok değil hani. kaleci almunia’nın bu maçtaki gibi ara sıra yaptığı basit hatalar, gallas-toure ikilisinin ileri çıkıp rakibe hızlı hücum şansı tanıma potansiyeli, clichy’nin bazı tecrübesizlikleri. bunlar da savunmadaki problemler gibi duruyor. silvestre kadroya derinlik katıp katkı sağlayacaktır takıma mutlaka.
bugün maçta walcott ve ramsey’in de oyuna girmesiyle beraber arsenal’in yaş ortalaması kaç oldu merak ettim. bu genç ve yetenekli kadroyla arsenalin şampiyonlar ligi ve pirömiyer lig de -en azından birisinde- başarılı olacağını düşünüyorum ben. rosicky’nin takıma dahil olmasıyla beraber daha iyi günler gelecek arsenal için, umutlu bu sene arsenalliler.. son olarak; fenerbahçe’nin işinin zor olduğunu düşünüyorum arsenal karşısında. fener’in savunmadaki zaaflarını ve arsenal’in kısa pasa dayalı hızlı hücumlarını birleştirince ibre arsenal’i gösteriyor haliyle.