‘televizyon’ kategorisi için arşiv

bülent başkan ve arouna kone

31 Ağustos 2009, Pazartesi

sivasspor’un serbest düşüşe geçmediği dönemler. trabzon’a karşı 2-0′lık bir galibiyet alınmış. bülent uygun havalarda. röportaj verecek, halka seslenecek. herkes mutlu. bazı abiler daha da mutlu. ansızın gelip sarıveriyorlar başkanı ve ortaya tarifi zor bir görüntü çıkıyor.
olaya girdiniz, sardınız bülent başkanı; iyi, tamam da nereye götürüyorsunuz arkadaş?

tobol-galatasaray maçı ntv’de!

15 Temmuz 2009, Çarşamba

galatasaray’ın avrupadaki iç saha maçlarının yayın haklarını uzun bir süre için elinde bulunduran d-samrt’ın deplasmandaki tobol maçının da yayın hakkını aldığı haberleri dolaşıyordu bir kaç gündür. bunun anlamı maçı ya hiç izlemeyecektim-ki düşük bir ihtimal- ya da kahve ortamında kendi topçusuna söven, 2 gram futbol bilgisiyle teknik direktör kesilen adamların içinde izleyecektim. sevindirici haber ntv’den geldi. maçı yayınlayacaklarını duyuran bir haber koymuşlar sitelerine. çok güzel oldu bu. kahvede izlemeyecek zorunda olmamız bir yana, d-smart’ın spiker kadrosunu düşününce çok daha aklı selim bir spiker anlatacak ntv’de maçı, ercan taner. açıkça, benim tercihim her zaman murat kosova’dır. fakat ercan taner’e, güntekin onay’a ya da ersin düzen’e hayır diyemeyiz tabi. bu işin bir de ilker yasin’i, emre tilev’i var. allah korusun!

diversity-transformers

07 Haziran 2009, Pazar

britain’s got talent adlı yarışmada, susan boyle’u geride bırakarak 1. olan, dans olayını aşmış, bitirmiş çocuklar.


gaziantep – galatasaray

06 Nisan 2009, Pazartesi

nedenini tam bilmiyorum fakat muhtemelen yayıncı kuruluşun isteği nedeniyle hafta içine çekilmiş maç. bu sebeple ilk yarıyı izleyemedim. ikinci yarıya bakarsak, öne geçtiği bir maçta çoğu zaman olduğu gibi doğru oyunu oynayamadı galatasaray. 1-0 öne geçtikten sonra illa ki skoru koruma amaçlı bir futbol oynamak mı gerekir? mehmet güven hangi meziyetlerinden ötürü şans bulabiliyor? yahut, ahı da vahı da çoktan uzaklara yol almış olan hasan şaş takımın ihtiyacı olan yedek midir? son dakikada antep yakaladığı iki net pozisyonu değerlendirebilse ne olacaktı merak ediyorum. o zaman anlaşılırdı herhalde çok savunmacıyla oynamanın anlamının iyi savunma yapmak olmadığı. tabi “yapsaydı, etseydi” düşüncesiyle bir yere varılamaz. lakin genele yayarsak, çok net bir ifade kullanabiliriz; galatasaray savunma yapamıyor. bugünkü sonucu antep’in belirlediğini düşünüyorum. onların bitirici noktalardaki sıkıntıları gol atamamalarına ve galatasaray’ın galip gelmesine yol açtı.

bu maç bir kez daha toparlanma şansı oldu takım için. son bir kaç haftadır bu şans ele geçmesine rağmen değerlendirilememişti. bu kez kötü oyun oynansa da galibiyet alındı ve “ben de varım” mesajı sonunda verilebildi. galatasaray’ın en büyük şansı haftaya fenerbahçe maçı olması. o maçtan da galibiyetle çıkılırsa geçen sene yaşanan motivasyon bu sene de yaşanabilir. sivas ve beşiktaş’ın ligi alıp götürebilecek seviyede olduklarını düşünmüyorum hala. beşiktaş hem fenerbahçe’ye hem de galatasaray’a mağlup olursa şaşırmam. sivas, rakiplerine nispeten kolay maçlar oynayacak gibi gözükse de mutlaka puan kaybedecektir. ilerleyen haftalarda şampiyonluk stresine gireceklerini söyleyebilirim. haftaya bir takımın – beraberlik halinde belki de iki takımın birden – zirveden kopması söz konusu olacaktır. bakalım kritik maçın ağırlığını kaldıran taraf hangisi olacak.

profesyonelliğin tanımı yapılırken; farklı farklı takımlarda oynamak, ekmek parasını kazanmak için profesyonel davranmak ifadeleri kullanılıyor. oysa ki doğru açıklama iki kelime’den oluşuyor: emre aşık. aynı takımda hep ikinci, üçüncü planlarda kalmışken; küsmeden, darılmadan görev verildiği anda elinden gelenin en iyisini yapmak profesyonelliktir. gerisi yavan kalır biraz.

see you in another life brother!

07 Mart 2009, Cumartesi

lost

lost s5 e8 ile birlikte bir ilke imza attı belkide. bu kadar çok cevabın olduğu ve neredeyse hiç yeni bir sorunun eklenmediği bir bölüm şaşırttı gerçekten.

- spoiler -

sawyer neymiş yahu öyle, bizde etkisiz eleman gözüyle bakıyoduk herife. adayı çekip çeviren adam oluverdi bi anda. richard’a verdiği ince ayar bombaydı. mekan basmaya gelir gibi dharma’cıların yaşadığı alana gelen richard alpert, sawyer’ın “ben senin soyunu sopunu biliyorum, ne anlatıyosun sen koç” temalı konuşması üzerine kalpten gidiyordu az daha.

yeni soru eklenmedi dedik fakat, eskileri yetiyor merak etmek için. bunlardan bazıları; madem john locke kuyudan aşağıya inince parlamalar son buldu, o halde neden bizim oceanic 6′lısı geri dönmek zorunda, hem de tamamen aynı şekilde? heykeldeki olay nedir? black smoke ne tür bir beladır? neden bizim 6′lıyla john&ben ikilisi farklı yerlere düştüler? “bırada desmond” adaya gelmeyecek mi? jack neden bu kadar ezikleşti? adam kime yazmaya çalışsa sawyer o hatunla birlikte oluyo. bundan dolayı jack sawyer’ı dinamitle havaya uçurmak ister mi?

- spoiler –

desmodn’sız bölüm olmamalı artık, bu yüzden başlık bir protesto amacı da taşımaktadır.)

canım ailem #2

05 Mart 2009, Perşembe

ilker-aksum

canım ailem’de muhteşem oyunculuklar sergilenmeye devam ediliyor. şebnem bozoklu ve uğur yücel ön plana çıkmıştı yetenekleriyle. ben dizinin en başarılı oyuncusunun “kuru fasülyeci” halim rolüyle ilker aksum olduğunu düşünüyorum artık. özellikle son bölümlerde muhteşem bir performans sergiliyor başarılı oyuncu. oscarlık oynamış derler ya, tam o durum işte. gerçi canım ailem bir film değil ama olsun. ben yine de oscar veririm bu halim’e. genel olarak başarılı bulduğum bir oyuncuydu, bu dizide kariyerinin zirvesine ulaştığını söyleyebilirim rahatlıkla. dükkanda elemanlarıyla girdiği diyaloglar, seyhan’ı ali’den kıskandığı anlarda ali hakkında ileri geri konuşmaları, düğün arabasının önünü kesen çocukları azarlaması. hepsi çok başarılı kesitler. nikahtan sonraki gün bir uyanma sahnesi var dükkanında, “gerçekten uyudu mu lan bu herif” diye düşündüm. bu düşünce en son kader filminde bekir’in uyanma sahnesinde aklıma takılmıştı. bunların dışında, dizinin senaryo açısından sıradanlaşmasından da korkmuyor değilim aslında. bazı mevzular gereğinden fazla uzatılıyor. bir eleştiri de çekim hataları için getirebiliriz sanırım. o konuda pek başarılı değil dizi. yine de son yılların en başarılı dizilerinden biri olduğunu düşünüyorum. ayrıca ilerleyen zamanlarda senaryo ne kadar saçmalarsa saçmalasın ben yine izlerim bu diziyi. sırf mükemmel oyunculuklar için. can can’dan tut furkana kadar hepsi çok iyi yapıyorlar işlerini. furkan demişken onur ünsal’a da tebrikler yollayalım. o da kendini ispatlamış bir oyuncudur benim gözümde. daha fazla görebiliriz umarım onu dizide. son olarak ekliyim, en başarılı “adanalı” karakterleri bu dizide.

var mısın beckham?

29 Ocak 2009, Perşembe

david beckham‘var mısın, yok musun’ programına christina aguilera, fifty cent ve son olarak adriana lima’yı konuk eden acun ılıcalı son hedefinin futbol dünyasından bir isim olduğunu açıklamıştı. hedefindeki isim david beckham imiş. dünyayı gezerek insanları kıskandıran acun, şimdi de dünya yıldızlarını getirerek kıskandırmaya devam edecek anlaşılan.. kriz dolayısıyla çoğu yapımın yayından kaldırıldığı, en popüler dizilerin bile yayınlanamadığı ortamda bu isimleri getirebilmek büyük başarı, kim ne derse desin. kimbilir belki de kriz onları da vurmuştur o yüzden geliyorlardır .)

beckham gelir mi, gelmez mi, gelirse victoria yengeyi de yanında getirir mi bilemem ama acun’un başarısı artarak sürecek gibi..

* bu arada konu beckham’dan açılmışken tardini büfe, hakkında güzel saptamalarda bulunmuş. bizzat katılıyorum kendisine..

canım ciğerim!

10 Ocak 2009, Cumartesi

canim-ailem

son zamanlarda, ekranlarda gördüğümüz en sıcak, en gerçek ve en güzel dizi canım ailem. muhteşem oyunculuk performansları var bu dizide. cast oldukça başarılı. şebnem bozoklu’nun canlandırdığı meliha ve uğur yücel’in canlandırdığı samim karakterleri şimdiden unutulmaz dizi karakterleri arasına girdi benim için. uğur yücel’i biliyoruz zaten, fazla söze gerek yok. fakat şebnem bozoklu nasıl gözden kaçmış bugüne dek, ilginç. her mimiği, her hareketi gerçekçi. neredeyse kusursuz bir performans sergiliyor meliha. “samim vallahi öldürürüm seni” ve “hayırdır inşallah, hayırdır inşallah” repliklerinde yaptığı vurgu yok mu, bitiyorum. tabi diğer oyuncuların hakkını da yememek lazım. mesela feride’yi canlandıran ezgi mola. bu rol onun için yazılmış olmalı. ablası meliha gibi o da başarılı oyunculuğu ve gülümseten mimikleriyle gönüllerde taht kuruyor. ilker aksum, ozan güven ve onur ünsal gibi ekranda her daim olmasını istediğim oyuncular da diziyi daha güzel kılıyor. kuru fasülyeci halim – ali yaman kapışmasında sonuna kadar adanalı halim’i desteklediğimi de belirteyim. var mı öyle dağdan gelip bağdakini kovmak aliço.

dizi sektörünün kriz dalgasıyla sallandığı bu günlerde bünyeye ilaç gibi geldi canım ailem. umarım rating veya kriz etkilemez de uzun süre bizi hem güldürür, hem hüzünlendirir. adanalı samim ve meliha hakediyorlar bunu.

az kaldı

30 Kasım 2008, Pazar

21 ocak 2009′da 5. sezon bölümleriyle ekranlara dönüyor lost.