
2006 yılı, galatasaray uefa’da mlada boleslav karşısına çıkıyor. tromso faciası yaşamış bir camia, çekinerek bakıyor bu maça da. kadro orhan ak’larla, haspolatlı’larla dolu. ergün’ü, hakan’ı da yaşıyor ve sahadalar. maç 5 – 2 bitiyor ve galatasaray rahat bir oyunla farklı bir skor alıyor. fakat gelecek adına olumlu bir katkısı yok bu skorun. sıradan bir galibiyet. skordan bağımsız, galatasaray’ın ve dahi türk futbolunun dönüm noktalarından birisi galatasaray – boleslav maçı aslında. çünkü arda turan isimli genç oyuncu ilk kez kendini gösterme fırsatı yakalıyor ve attığı iki dahiyane golle, ağızları açık bıraktırıyor. bir önceki yıl manisa’ya kiralık gönderilse de, üstelik fenerbahçe’ye karşı şahane bir oyun oynasa da, bu maç arda’nın deyim yerindeyse ‘vitrin maçı’ oluyor. boleslav’a attığı gol, herhangi bir türk futbolcunun yapabileceğinin çok daha ötesini işaret ediyor. ve arda, o maçtan sonra daha fazla forma şansı buluyor. üzerine koyarak ilerliyor. sağ bek değil bu çocuk, belli. beni geride değil, ön tarafta, tehlikeli bölgede oynatın ki, verimli olabileyim diye bağırıyor adeta. o dönem galatasaray’ın başında yer alan gerets de doğru olanı yapıyor ve ön tarafta, solda kullanmaya başlıyor onu. gün geçtikçe, büyümeye başlıyor artık arda turan. ilk 11 hedefine ulaşması bir kenara, milli formayı da sırtına geçiriyor kısa zamanda. ardından, çorap söküğü misali gelişiyor olaylar. her yerde arda turan. galatasaray’da en iyi adam, ulusal takımda en iyi adam. 20′li yaşlarının başında, kolay kolay kimsenin ulaşamayacağı ünvanlara ulaşıyor rahatlıkla. yeteneklerine, olgunluğuna ve sempatik tavırlarına bakınca, bu sürecin gayet doğal olduğu anlaşılabilir.
bugün, galatasaray futbol kulübünün 10 numaralı formasınının ve kaptanlık şerefinin sahibi, arda turan. yaşı ise henüz 23. nereden bakarsanız, önünde bir 10 yıl var ve takımda ulaşabileceği en üst seviyede. spor basınında ve hatta genel manada ülke gündeminde ismi en çok telaffuz edilern adam. onu özel kılan ve galatasaray taraftarının gözünde ilahlaştıran şey, yeteneklerinin yanı sıra, kulübüne bağlılığı. kale arkasında, hagi’nin attığı gole sevinen top toplayıcı arda, bizzat senin alt yapından yetişmiş arda, artık türkiye’nin en çok konuşulan ve övülen futbolcusu olmuş. daha ne beklersin ki, böyle bir ismi baş tacı yapmak için. beklenmedi de zaten. yıldız statüsünden ötesine, efsane seviyesine yükseldi arda. yönetim de boş durmadı ve 10 numarayı verdiği bu genç adama, yeni metin oktay, bülent korkmaz yakıştırması yaptı.
yönetimin bu hamlesiyle, takımın lideri haline gelen arda, elbette en ufak bir düşüşte baş sorumlu ilan edilecekti. sezona fırtına gibi giren takım, bitirişi yapmak üzere olduğumuz şu günlerde büyük hüsran yaşıyor. avrupa yok, kupa yok ve artık lig de yok. bunun acısı birilerinden çıkarılmalı fikriyle dolaşan kim bilir kaç insan? çattıkları isim de, teknik direktör koltuğunda rijkaard gibi bir isim oturduğundan ötürü, arda turan oldu. takımın formsuzluğu, sistemin tutmayışı, deplasman fobisi ve hatta yerli – yabancı anlaşmazlığı saçmalığı arda turan üzerinden eleştirildi.

türk toplumunun hayat felsefesi bu olayın altında yatıyor belki de. iyiyi yücelt, kötüyü yerin dibine gönder. çabuk tüket, kırıntısı dahi kalmasın. arda’yı 20 yaşında metin oktay yap, nispeten sönük kaldığı zaman da gözünü kırpmadan eleştir. işte, ‘türk futbolu’ dediğimiz şeyin temel sorunu da bu değil mi? sezon başında, sabır yemini eden galatasaray’lılar, ilk maçlarda oynanan topa 2000 yılı yakıştırması yapanlar, şimdi bir suçlu aryorlar kendilerini inkar edercesine. ve, o suçlu arda turan gibi gözüküyor.
oysa dünyanın en normal durumudur, bu kadar genç bir oyuncunun hatalar yapması. 23 yaşında, bu kadar büyük sorumluluklar alan kaç kişi var ve bunlardan kaçı hata yapmıyor ki? bırakalım genci, hangi insan hata yapmıyor? elbette kötü oynayacak arda, her maç coşma ihtimali yok. elbette, küsecek, kızacak, sinecek. bazen ağzından küfür kaçar, bazen rakibe kafa atar. bunların savunulacak yanı yok fakat bu hatalarından ders çıkararak büyüyecek bu adam. bu noktayı iyi kavramak gerekiyor. yapılan yıkıcı eleştiriler, malesef kaçırıyor bazı ufak detayları.
her şeyi geri sarıp, ne eksik ne fazla tam olması gerektiği kadar değer verilseydi arda’ya. ilahlaştırılıp ortaya atılmasaydı ve bütün sorumluluklar üzerine yıkılmasaydı bugün çok daha başarılı bir arda izliyor olurduk. en azından, taraftarla yaşadığı sorunları yaşamazdı. henüz, kaybedilmiş hiç bir şey yok aslında. şansını muhtemelen avrupada deneyecek arda turan. umarım çok ama çok daha fazla çalışıp, kendisine bahşedilen yetenekleri yüceltir.