<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dripling &#187; spor</title>
	<atom:link href="http://www.dripling.com/category/spor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dripling.com</link>
	<description>kontrolsüz müdahele</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Jul 2010 15:17:40 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>dünya kupası ispanya&#8217;nın!</title>
		<link>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-ispanyanin/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-ispanyanin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2010 23:05:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[2010 güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1105</guid>
		<description><![CDATA[her güzel şeyin olduğu  gibi, futbolun zirvesi dünya kupası&#8217;nın da değeri, bittiğinde anlaşılacaktır kuvvetle muhtemel. her ne kadar, oynanan futbolun defansifliğinden yakınsak ve vuvuzela&#8217;yı hayatımızdan derhal çıkması gereken eşyaların tepesine yerleştirsek de, özleyeceğiz bu turnuvayı. en yakın futbol müsabakalarının, türk takımlarının orta sınıf bile sayamayacağımız, yerel takımlarla oynayacağı hazırlık maçları olduğunu düşünürsek, bir süre sudan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>her güzel şeyin olduğu  gibi, futbolun zirvesi dünya kupası&#8217;nın da değeri, bittiğinde anlaşılacaktır kuvvetle muhtemel. her ne kadar, oynanan futbolun defansifliğinden yakınsak ve vuvuzela&#8217;yı hayatımızdan derhal çıkması gereken eşyaların tepesine yerleştirsek de, özleyeceğiz bu turnuvayı. en yakın futbol müsabakalarının, türk takımlarının orta sınıf bile sayamayacağımız, yerel takımlarla oynayacağı hazırlık maçları olduğunu düşünürsek, bir süre sudan çıkmış balık misali gezeceğiz etrafta sanırım.</p>
<p>11 haziran&#8217;da güney afrika-meksika maçıyla başlamıştık, 11 temmuz akşamı hollanda-ispanya finaliyle noktaladık 2010 dünya kupası&#8217;nı. euro 2008&#8242;i çatır çatır oynayarak kazanan ispanya, tarihinin ilk dünya kupasını da müzesine götürdü bu maçla. hocaları, yeniköy kasabı idi. türkiye&#8217;den kovalanırcasına gönderilen del bosque. ha bir de fenerbahçe&#8217;nin eskisi löw vardı almanya&#8217;nın başında. o da 3. oldu takımıyla. hayat garip tabi, vapurlar falan&#8230;</p>
<p>ispanya takımının ve o klas topçularının gün itibariyle tarihin sayfalarına altın harflerle yazılışına şahit olduk, şanslıyız ki. iniesta&#8217;nın, xavi&#8217;nin, villa&#8217;nın vs. bundan 20 -30 yıl sonra, &#8216;bunlar da ne topçuydu arkadaş, güney afrika 2010&#8242;da da şampiyon olmuşlardı&#8217; şeklinde hatırlanacağından hiç şüphem yok. 2008 avrupa şampiyonası&#8217;nı kazanan kadronun neredeyse hiç değişmeden 2010&#8242;da bu noktalara gelmesi, çok daha mühim elbette. bir jenerasyon tutturmanın ötesinde, mağlup edilmesi namümkün hale gelen bir ekip yaratmayı başardı ispanyollar. geçen yılki konfederasyon kupası&#8217;nda abd&#8217;ye kaybedene kadar 35 maç üst üste yenilmeme ve 15 maç ard arda kazanma başarısı kazandılar. barcelona ve onun temelini oluşturan xavi-iniesta-puyol-pique- busquets-pedro gibi oyuncuların yanında diğer bölgelerde de torres, villa, casillas, silva, xabi alonso,ramos şeklinde; çoğu kişiye göre mevkisinin en iyilerini yetiştirebilen bir ülkeden ve ulusal takımdan bahsediyoruz. bu noktada; busquets, pedro, mata, navasve j.martinez tarzında gençleri bu denli ciddi bir turnuvada kullanmalarını da es geçmemeliyiz. oynatarak geliştirebiliyor ve potansiyelini sergileme imkanı veriyorsunuz gençlere. ispanya&#8217;nın tüm bu başarıları yakalarken, kullandığı yöntem oldukça etkileyici.</p>
<p>finale kadar tüm maçlarını kazandı diğer finalist hollanda da. elemeler dahil bu istatistiğe. orada 8&#8242;de 8, dünya kupası&#8217;nda da finale dek 6&#8242;da 6 yaptılar. fakat tabi en önemli yerde mağlup oldular. onların çoğu futbolseverin gönlünde yeri başkadır her zaman. özellikle de yaşını başını almış futbolseverlerin takımıdır portakallar. 74-78 dünya kupaları&#8217;nda finalde kaybetmiş olmaları asıl sebep tabi. cruyff ve neeskens ikilisinin önderliğinde, dünya&#8217;ya yepyeni bir futbol anlayışı getimeleri bunun yanında total futbol kavramını lügatımıza sokmaları ise onların kalplerde taht kurma sebeplerinden diğerleri. mamafih, bugün eskisi gibi gelişmedi işler. cruyff&#8217;un total futbol oynayan hollanda&#8217;sı artık kaybetmekten usanmışcasına kontrollü bir futbol oynamaya çalışırken, karşısındaki ispanya ise günümüzün en baskın futbol takımıydı. üstelik, ispanya&#8217;nın bu futbol tarzını benimsemesi cruyff-barcelona-ispanya ulusal takımı ekseninde direkt olarak hollanda&#8217;lıların etkisiyle başlamıştı.</p>
<p>iki futbol ekolünün 2010&#8242;da finalde karşılaşması biz futbolseverler için bulunmaz bir nimetti elbette. johan cruyff&#8217;un sponsorluğunda gerçekleşen maç, her daim avrupa&#8217;nın önde gelen uluslarından olsa da hiç dünya kupası kazanamayan iki takımın mücadelesiydi bir bakıma.bu nedenle sert oynadı ikisi de. o en büyük kupaya ulaşabilmek ve bugüne kadar kazanan 7 takımın yanında bir 8&#8242;incisi olabilmek için savaştılar. uzatmada, 116&#8242;da maçın adamı iniesta söyledi tek sözü. ispanya tarihinde ilk defa dünya kupası kazandı. maçın sonunda yaşadıkları sevinç görülmeye değerdi. geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz, sevilla&#8217;lı, antonio puerta&#8217;yı unutmayan sergio ramos, 10 üzerinden 10 aldı o hareket sonrası. kaybettikten sonra, kazananı alkışlayan hollanda&#8217;lılar da nasıl şık insanlar olduklarını kanıtlardılar gene.</p>
<p>işte böyle güzel bir turnuvayı geride bıraktık. bir ay boyunca çok güzel goller de izledik, ruh karartıcı maçlar da. hakem hatalarına da şahit oduk, son dakika gollerine de. asamoah gyan ve gana da geçti bu turnuvadan, lippi ve italya da. sonunda en iyi oyuncusu forlan, gol kralı ve en iyi genci thomas müller seçilen bu dünya kupası&#8217;nın da sonuna geldik. alışması zor olacak fakat, &#8216;bu da bitti be!&#8217;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-ispanyanin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>king james miami heat&#8217;te!</title>
		<link>http://www.dripling.com/king-james-miami-heatte/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/king-james-miami-heatte/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 14:56:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[lebron james]]></category>
		<category><![CDATA[miami heat]]></category>
		<category><![CDATA[nba]]></category>
		<category><![CDATA[transfer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[bir kaç yıldır takımların kendisi için şekilden şekle girdiği, aylardır nereye gideceği merak edilen, günlerdir de isminden başka bir şeyin telaffuz edilmediği lebron james, nihayet açıkladı yeni takımını: miami heat. espn&#8217;de yapılan decision 2010 adındaki özel bir programda öğrendik lbj&#8217;nin aldığı kararı. hani biraz da eşşeğin bir yerlerine su kaçırma olayı da olmadı değil. espn&#8217;e [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bir kaç yıldır takımların kendisi için şekilden şekle girdiği, aylardır nereye gideceği merak edilen, günlerdir de isminden başka bir şeyin telaffuz edilmediği lebron james, nihayet açıkladı yeni takımını: miami heat. espn&#8217;de yapılan decision 2010 adındaki özel bir programda öğrendik lbj&#8217;nin aldığı kararı. hani biraz da eşşeğin bir yerlerine su kaçırma olayı da olmadı değil. espn&#8217;e çıkıp, kararını canlı olarak tüm  dünyaya sunması anlaşılabilir bir yerde. neticede, ciddi manada yıllardır beklenen bir seçim bu. fakat sürecin gittikçe uzatılması can sıkıcı bir hal aldı.</p>
<p>neyse, en sonunda bir karar vermiş oldu lebron james. söylediği gibi, birden fazla şampiyonluk kazanabilmek adına, wade&#8217;in mekanı sayılabilecek miami heat&#8217;i tercih etti. ayrıca, cavs organizasyonuna teşekkür etmesinin yanı sıra, artık normal sezon 1.&#8217;likleri değil, nba 1.&#8217;likleri istiyorum diyerek de bir ince sitem yolladı onlara.</p>
<p>açıkçası ben pek ihtimal vermiyordum miami opsiyonuna. lebron&#8217;un egosunu bu kadar törpüleyebileceği ve -bana kalırsa- 2. adamlığı kabul edebileceği, aklıma gelmemişti. fakat, bosh&#8217;un da miami&#8217;yi seçmesi ve takımın çok yönlü bir hale bürünmesi king&#8217;i cezbetmiş olacak ki, tercihi bu yönde oldu. artık nba&#8217;de yeni bir sayfa açılacak diyebiliriz sanırım. pat riley&#8217;nin yarattığı bu fantastik ekip, p-jax ve kobe&#8217;li lakers&#8217;a karşı durabilecek en büyük rakip olarak gözüküyor aynı zamanda.</p>
<p>ilerleyen dönemlerde daha kapsamlı, daha detaylı yazılar yazmaya çalışacağım bu, belki de nba tarihinin akışına yön verebilecek lebron miami heat birleşmesiyle alakalı. şimdilik, bu şoku atlatana kadar, lebron formalarını ateşe veren cleveland&#8217;lıların hüznünü ve  james gelirse çocuğumu keserim sözü veren heat taraftarlarının neşesini paylaşacağım..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/king-james-miami-heatte/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>güle güle popito</title>
		<link>http://www.dripling.com/gule-gule-popito/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/gule-gule-popito/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 11:24:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[transfer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1098</guid>
		<description><![CDATA[geçen yaz, tam bu dönemlerde galatasaray için işler yolunda gidiyordu. haldun üstünel transferden sorumluydu ve herkes, uçak seferlerine, yolcu listelerine bakarak onun ismini bulmaya, nereye gittiğini, kimleri getireceğini bilmeye çalışıyordu. ki bu dönem, takımda yakını bulunan, duyumcu internet adamlarının zirve yapmasına tekabül ediyor. bu duyumcuların nasıl gereksiz girişimciler olduğu, ayrı bir yazı konusu tabi, geçiyoruz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>geçen yaz, tam bu dönemlerde galatasaray için işler yolunda gidiyordu. haldun üstünel transferden sorumluydu ve herkes, uçak seferlerine, yolcu listelerine bakarak onun ismini bulmaya, nereye gittiğini, kimleri getireceğini bilmeye çalışıyordu. ki bu dönem, takımda yakını bulunan, duyumcu internet adamlarının zirve yapmasına tekabül ediyor. bu duyumcuların nasıl gereksiz girişimciler olduğu, ayrı bir yazı konusu tabi, geçiyoruz. haldun üstünel, ekseriyetle gizli yürüttüğü ve yüksek dozaj adrenalini taraftara pompaladığı transfer döneminin sonunda, bekleneni de verdi ne yalan söyleyelim. alınacak isimlerin ortaya atılmasında veyahut bütçenin oluştutulmasında bir payı olup olmadığı hakkında fikrim yok fakat görüşülen isimlerin bağlanması hususunda meziyetlli olduğunu biliyoruz hepimiz. rijkaard&#8217;ın yapılan teklifi kabul etmesinde, üstünel&#8217;in anlatım şeklinin ve sunduğu plan, projenin işe yaradığı dile getirildi çokça. yanı sıra, elano ve keita gibi iki büyük ismin transfer edilmesi sonrasında, haldun üstünel, kalplerde taht kurmuş, oturuyordu artık. mamafih, gelinen noktada, ne haldun üstünel kaldı, ne keita var ne de elano&#8217;dan verim alınabildi. ve dahi, kewell da artık bizden değil gözüküyor. hiç de iyimser bir tablo değil hani.</p>
<p><img class="aligncenter  size-full wp-image-1100" title="abdul-kader-keita" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/abdul-kader-keita1.jpg" alt="abdul-kader-keita" width="480" height="318" /></p>
<p>keita da diğerleri gibi çok değerli bir transferdi, uzun yıllar inamoto&#8217;lara, almaguer&#8217;lere maruz bırakılmış galatasaray takipçileri için. az değil, 18 milyon vermişti lyon ona. beklenen çıkışı gösteremese de, yüksek mertebelerin topçusuydu popito. benim nazarımda, daha da önemlisi, yaratılmak istenen sistemin işlerliği açısından nokta transferdi. takıma katıldığı dönem içerisinde verdiği röportajda söylediklerini hatırlıyorum da, rijkaard ve galatasaray&#8217;ın bana duyduğu ihtiyaçtan çok ben onlara muhtacım minvalinde cümleler kurmuştu. tamam demiştik, sistem adamı olduğu kadar, bize gerektiği gibi, hırslı da bu adam. tek gereken zamanın bizleri haklı çıkartmasıydı. çıktık mı haklı, şu gün itibariyle, malesef hayır. zaman zaman kontrol edemediği hırsını, azmini, iştahını her maçta gösterse de, olmadı keita bizde. uymadı, dikişi tutmadı. rijkaard&#8217;la olamadı bir türlü. ne o hocaya istediğini verebildi ne de hoca ondan faydalanmak adına çaba sarfetti. takımın geri kalanının da yalanlara girdiği bir sezonda hayal kırıklığı yarattı neticede keita.</p>
<p>bugün eski takımına, al sadd&#8217;a satıldı popito. ederi 8.150.000 euro. kendisi de 4 milyon alacak diyorlar, fakat bir açıklama yok sanırım o konuda. ne denir ki, yolun açık olsun keita. sağ çizgiden yakalayıp belini kırdığın her sol bek oyuncusu ne kadar sevindiyse senin gidiyor olmana, bizler de o kadar üzüldük senin burada yapamamana, olduramamana.</p>
<p>bundan sonrası, yeni denemelere açık olacaktır galatasaray. orta sahaya yapılması beklenen iki transfer yanında bir de sağ kanat alınacak kuvvetle muhtemel. serdar özkan&#8217;ı o bölge için birinci adam olarak kullanmak akıl karı gözükmüyor. zaten, teknik ekibin de böyle bir düşüncesi olduğunu zannetmiyorum. mutlaka, planlamalarını yapmışlardır yöneticilerle birlikte. bir kaç gün içerisinde bir veya daha fazla transfer hamlesi bekliyorum ben.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/gule-gule-popito/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>almanya &#8211; ingiltere, tarihe geçen maç</title>
		<link>http://www.dripling.com/almanya-ingiltere-tarihe-gecen-mac/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/almanya-ingiltere-tarihe-gecen-mac/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 18:17:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[2010 güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1083</guid>
		<description><![CDATA[
ingiltere ve almanya çapraz gruplarda yer alsalar da, 2. turda karşılasmasına pek ihtimal verilmeyen iki takımdı. çünkü, bu ihtimalin hayata geçmesi demek, ikisinden birinin grubunu 2. sırada tamamlaması demekti. igiltere&#8217;nin b grubunda ceyazir, abd ve solenya&#8217;nın önüne geçememesi yahut almanya&#8217;nın d&#8217;de avustralya, gana, sırbistan&#8217;ı ekarte edememesi, kabul edelim ki sürpriz olarak addedilecek durumlar. ve fakat, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1084" title="almanya - ingiltere | mesut" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-alm_ing-mesut.jpg" alt="almanya - ingiltere | mesut" width="480" height="280" /></p>
<p>ingiltere ve almanya çapraz gruplarda yer alsalar da, 2. turda karşılasmasına pek ihtimal verilmeyen iki takımdı. çünkü, bu ihtimalin hayata geçmesi demek, ikisinden birinin grubunu 2. sırada tamamlaması demekti. igiltere&#8217;nin b grubunda ceyazir, abd ve solenya&#8217;nın önüne geçememesi yahut almanya&#8217;nın d&#8217;de avustralya, gana, sırbistan&#8217;ı ekarte edememesi, kabul edelim ki sürpriz olarak addedilecek durumlar. ve fakat, futbol bu. ötesinde, dünya kupası bu. nereden vuracağı belli değil piyangonun. almanya işi ciddiye alıp, lider bitirse de grubunu, capello&#8217;nun ingiltere&#8217;si bir türlü istenileni ortaya koyarak alamadı o 1.&#8217;liği. netice, 2. turda adıyla, sanıyla almanya &#8211; ingiltere maçı bizleri bekliyordu.</p>
<p>ilk maçlar noktalandığında, almanya tartışmasız en dominant takım olarak duruyordu. 2006&#8242;da klinsmann&#8217;ın bıraktığı takım ve sonrasında yardımcısı joachim löw&#8217;ün ondan devralarak geliştirdiği, birleştirdiği bugünkü şeklini alan takım.. almanların, iki takım arasında bu kadar yumuşak bir geçiş yaşaması, en büyük kozlarıydı. yarı finalde elenen o takım, baştan aşağı yenilenmek yerine, törpülenerek getirildi bu turnuvaya. bazı oyuncular, mecburi şekilde değişse de, aynı şablon üzerinden oynuyorlar işin özünde. podolski ve klose hücumda aynı etkinlikteler, lahm daha da tecrübe kazanarak sapasağlam yerinde duruyor. sakatlanmasaydı ballack orta sahada yer alacaktı. yine; şıvaynşıtayger, gomez, mertesacker gibi oyuncular da 2006&#8242;nın önemli parçalarındandı. bu iskeletin üzerine, o kadar şahane eklemeler yaptı ki löw, böyle güzel futbol oynayarak, dünya kupası&#8217;nda ilerlemeleri, hiç şaşırtmıyor beni. doğrudan ilk 11&#8242;e yapılan mesut, khedira ve müller eklemeleri, nokta atış diyebileceğimiz tercihler. tartışmasız, alman futbolunun yeni starı olan mesut özil, hücumların lideri konumunda. her yerde görmek mümkün onu. olağanüstü tekniğini kullanıyor, süratini konuşturuyor, pas yapıyor, gerektiği zamanlarda dikine oynuyor, ara pas atabiliyor, takım savunmasına yardım ediyor vs.. kısacası, üst düzey bir orta alan oyuncusundan beklenecek her vasfa sahip mesut.</p>
<p>löw&#8217;ün tercih ettiği oyun düzeninde, en uçta klose, bitirici forvet olarak yer alıyor. rakibin çıkmasını engelleyen, ceza sahası içerisinde topla buluştuğunda gole hep yakın bir adam klose. milli takım golcüsü aynı zamanda, mario gomez&#8217;in tam aksi olarak. klose&#8217;nin hemen arkasında, serbest olarak niteliyebileceğimiz bir alanda mesut  yer alıyor. mesut da o öldürücü hızlı çıkışları ve rakip yarı sahaya devrildikleri hücumları komuta ediyor. takımın iki kanat oyuncusu da harika yetenekler. sağda bu yılın en büyük patlamalarından birisini gerçekleştiren, bayern ile şampiyonlar ligi finaline 11 çıkan müller, solda ise öldürücü şutlarıyla nam salan lucas podolski. bu dörtlü, muazzam derecede kuvvetli bir hücum gücü oluşturuyor nitekim. her biri birbirinden hızlı, yetenekli bu 4 oyuncu, bu güne kadar, hemen hiç şans golü atmadılar. buldukları her gol, zeka, beceri ve çalışma birleşimi oluyor. bu hücumcuların arkasında, biraz da görünmeyen kahramanlar khedira ve şıvayn var tabii. bu turnuvada olduğundan daha defansif bir yapıda oynayan şıvayn da çok iyi oynuyor fakat, stutgart&#8217;lı sami khedira deyim yerindeyse döktürüyor. benim şu takımda beğendiğim ve kıskandığım oyunculardan bir tanesi. gayet heybetli bir fizik, yüksek bir tempo, olması gerekenden de fazla bir teknik kapasite ve egodan uzak tamamen takım yararına bir futbol yapısı. genç oyuncu, hem defansif hem de ofansif anlamda çok şey katıyor almanya&#8217;ya.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1085" title="almanya - ingiltere | lampard" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-alm_ing-lampard.jpg" alt="almanya - ingiltere | lampard" width="480" height="280" /></p>
<p>ingilizler, rakiplerine kıyasla, daha farklı bir sistem uyguluyorlar tabii. capello, klasik ve yavaş yavaş değerini yitiren bir oyun yapısı olan 4-4-2&#8242;yi kullanıyor. bu düzen, adeta baltaladı şu güne dek ingiltere&#8217;yi. hücumcu bekleriniz olsa da, orta alanda üstünlük kuramadığınız gibi, ileriye de gerekli desteği veremiyorsunuz. neredeyse tüm ekiplerin, kalabalık bir orta saha ve top rakipteyken topun arkasına geçen bir sistemi uyguladığı dönemde, ingiltere&#8217;nin bu dizilişi uygulaması, çok net, abesle iştigaldir. asıl komik olanı, barry geldikten sonra bu kurguyu bozmamak için gerard&#8217;ı sol çizgiye atarak, verimini sıfıra indiren capello&#8217;nun ta kendisi aslında. ya, bir ashley young, theo walcott, aaron lennon vardı, sahi ne oldu onlara?</p>
<p>maç başlarken, klose&#8217;nin cezasını bitirmiş olmasıyla, olağan düzenine dönmüş gözüküyordu panzerler. klose&#8217;yi, kanatlardan ve mesut ile geriden destekleyeceklerdi. en geride ise, tüm ağırlığına rağmen, belli bir uyum yakalamayı başaran oyuncular vardı. gana&#8217;yı tercih eden kardeşinin tersine, almanya formasını sırtına geçiren boateng sol bekte başlıyordu. sağ taraf zaten philip lahm&#8217;ın kontrolü altında. rakip ingiltere de barry&#8217;yi ortaya alarak, son maçtaki gibi gerard&#8217;ı solda kullanmayı tercih etmişti. sağ çizgi villa&#8217;lı milner ve pool&#8217;lu glen j.&#8217;ındı. ortada doğal olarak barry-lampard ikilisi. ileride ise rooney ve suppoter&#8217;ı defoe.</p>
<p>maç başladığında, ingilizler için ilk sorun, bu dizilimle nasıl yaratıcı olabilecekleriydi. cezayir maçında da görülmüştü ki, bu orta saha hiç de kendisi yaratabilecek bir konumda değildi. velhasılı, ilk dakikadan itibaren maça karakter koyan taraf almanya oldu. bunun yansıması olarak da, kaleden gönderilen uzun bir topta, upson&#8217;ın gibi dursa da, işin özü, terry&#8217;nin hatasıyla gol geldi. ferdi reyissiz ingiltere müdafasının çok uzun süredir verdiği uyarı sinyallerinden bir ders alınmamış olacak ki, bu hata sonrasında toparlanamadılar. üstün alman teknolojisi olarak sıfatlandırabileceğimiz hücum hattı da formunda olunca, ileride şahane top çevirdi panzerler. ard arda yaptıkları duvar pasları sonrası, her ileri uç elemanının ayağına topun değdiği derslik bir organizasyonla 2&#8242;yi buldular. gidişat, almanya&#8217;nın ingiltere&#8217;yi hezimete uğratacağı yönündeydi. fakat, yapması gerekeni yapıp kanattan çizgiye inme denemesinde bulunan ingiltere, bir yan toptan golü buldu. ilk yarı tartışmalarla biterken, 2. yarı aynı kadrolar sahadaydı. ingiltere, oyunu rakip alana yığıp, usta ayaklarla gol bulma şansını bir kaç defa yakalasa da, beceremedi. sonrasında, almanlar, yine ders olarak okutulabilecek 2 hızlı hücumla noktayı koydu olaya.</p>
<p>verilmeyen gol muhabbetine, ayrı bir paragraf açmak gerek sanırım. bu kadar, net bir gol nasıl verilmez, anlayamadım ben de herkes gibi. tv&#8217;den dahi, ilk görüşte gol olduğu belli olan şut, nasıl olur, göz ardı edilir.. hakem ve özellikle yardımcısı için bundan sonrası çok zor artık. yalnız, ingiltere&#8217;nin mağdur olarak gösterildiği, yapay bir ortam oluşturulacaktır  muhtemelen. ben hiç, katılamayacağım o ortama. futbolda, bariz de olsa var böyle hatalar. makinelerin değil insanların oynadığı ve yönettiği bir spor bu. bu güne dek, binlerce hata olmuştur, skoru, oyunu ve hatta şampiyonlukları etkileyen. geçmek lazım bu, &#8216;2-2 olsa, ingiltere tur atlardı&#8217; mevzularını. evet, maç daha farklı şekillenebilirdi, hak veriyorum. fakat, olayı da yalnızca bu eksende ele almak, oynanan topa haksızlıktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/almanya-ingiltere-tarihe-gecen-mac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>abd &#8211; gana; yürüyedur afrika&#8217;nın gururu!</title>
		<link>http://www.dripling.com/abd-gana/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/abd-gana/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 23:52:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[2010 güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[gana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1073</guid>
		<description><![CDATA[
şu dünya kupası bittiğinde akılda yer edeceklerden birisi tartışmasız gana takımıdır kendi adıma. bunu, kendi başına sempati yaratan o güzel formaları için söylemiyorum yalnızca. genç takımla ulaştıkları dünya şampiyonluğunun yarattığı ilgi, kilit oyuncularından faydalanamamalarına rağmen yerlerini yeni oyuncularla doldurmalarıyla katlandı. beklentilerin minimize edildiği bir ortamda afrika kıtasının bayrağını tek başlarına taşıyor olmaları ile zirve yaptı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1082" title="amerika - gana | ayew" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-abd_gan-ayew.jpg" alt="amerika - gana | ayew" width="480" height="280" /></p>
<p>şu dünya kupası bittiğinde akılda yer edeceklerden birisi tartışmasız gana takımıdır kendi adıma. bunu, kendi başına sempati yaratan o güzel formaları için söylemiyorum yalnızca. genç takımla ulaştıkları dünya şampiyonluğunun yarattığı ilgi, kilit oyuncularından faydalanamamalarına rağmen yerlerini yeni oyuncularla doldurmalarıyla katlandı. beklentilerin minimize edildiği bir ortamda afrika kıtasının bayrağını tek başlarına taşıyor olmaları ile zirve yaptı. daha önce kamerun ve nijerya&#8217;nın yaptığı gibi, afrika insanını en güzel şekilde temsil etmelerini izlemek çok keyif verici gerçekten de.</p>
<p>ilginç ve önemli bir şekilde, muadilleri gibi fizik güce bağlı bir takım değil gana. evet, oyunlarının kaynağını, kuvvetli fizik yapıları oluşturuyor fakat, bunun yanında takım halinde hareket edebilmeyi ve sonuna kadar oyundan kopmamayı başarabiliyorlar. mental anlamda da ne kadar üst seviyede olduklarını, cümle aleme kanıtladılar abd karşısında. bu özellik sanırım biraz, &#8216;benim diyen takım&#8217;da olmayan güçlü orta sahaları sayesinde ön plana çıkıyor. essien ve muntari sağlıklı olarak yer alabilselerdi bugün gana takımında, kuvvetle muhtemel, böyle bir çıkış yapamayacaktı anthony annan. gel gör ki, vardır futbolda böyle dönüm noktaları. bizim mehmet topal geldi aklıma hemen.. hakikaten buradayım diyor oynadığı topla annan. iki ciddi eksiğe rağmen, taş gibi orta saha cümlesini kurmamızı sağlayan diğer adamlar ise kwadwo asamoah, k.p. boateng ve andre ayew. ileride yalnızca gyan&#8217;ı tutan bir sistemde oynadıklarından, boateng ve ayew de müdafa anlamında söz sahibi isimler oluyor. kenardan gelen; muntari, owusu-abeyie, appiah ve adiyiah takviyeleri de bu sağlam takıma ekstra fayda sağlıyor.</p>
<p>gana nasıl bir takımdır, fikir vermesi açısından: andre ayew 89, kwadwo asamoah 88, anthony annan 86, asamoah gyan 85, dominic adiyiah 89, samuel inkoom 89, prince tagoe 86, quincy owusu-abeyie 86 ve sulley muntari 84 doğumludur.</p>
<p>abd&#8217;ye bakacak olursak, neredeyse euro 2008&#8242;in türkiye&#8217;sini görüyoruz turnuvada. o derece önceden kestirilemezler dk maçlarında. landon donovon&#8217;a maestro görevini veren bob bradley, avrupada genel olarak kariyerinin son demlerini geçiren oyuncuların transfer olduğu lig olarak bilinen mls&#8217;in ülkesi amerika&#8217;ya tam bir &#8216;takım&#8217; hüvviyeti kazandırdı. üstelik bunu başarırken çok zor bir yol vardı önünde. hiç ilgi duyulmayan bir spor dalı amerika&#8217;da futbol ve ulusal takımın başarılı olması, ilgi çekmesi için olağandan çok daha fazla mücadele etmeleri gerekiyordu. fakat bugün geldikleri nokta, oldukça önemli. kalecinin iyi olmasıyla, kafadan 1-0 önde başlıyorlar bir kere. howard&#8217;ı avrupada istemeyecek az takım vardır bana kalırsa şu anda. onun yanı sıra bocanegra, gana maçında düşünülmedilerse de spector ve onyewu iyi savunmacılar. ha keza, cherundolo da iyi bir geri oyuncusu. orta alanda iki genç oyuncu findley ve edu, aynı şekilde çift yürek bradley yer alıyor. en uçtaki, altidore&#8217;un  tamamlayıcısı, abd&#8217;lilerin kutsalı, landon donovan. ingiltere&#8217;de muazzam bir yıl geçiren dempsey ise arkadan bindirmeleri ile, gole en yakın oyunculardan bir tanesi. işte böyle, sistemli bir takım bradley&#8217;in birleşik devletler&#8217;i.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1081" title="amerika - gana | gyan" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-abd_gan-gyan.jpg" alt="amerika - gana | gyan" width="480" height="280" /></p>
<p>ilk turda az ama öz atan gana, maçın hemen başında problem çocuk kevin prince&#8217;in ayağından bulduğu golle, oyunun farklı şekilde gelişmesini sağladı. bu gol, gana&#8217;nın daha kontrollü oynaması ve ayew, gyan gibi hızlı ayakları daha tehlikeli yerlerde kullanabilmesi açısından değerliydi. abd ise, neredeyse 1 dakika bile skor üstünlüğü olmadan, grubunu lider tamamlamış bir takım olarak, nispeten sakin karşıladı bu durumu. gana savunmasını zorlayan bir kaç pozisyona girdiler. savunmanın üzerine sürekli koşular yapan dempsey, topsuz oyunda rakip müdafayı çok zorlayan ve takımı ileride tutabilen altidore öne çıkan isimlerdi.  donovan da arada kesik kesik zorladı gana&#8217;yı. golde hatası olan clark&#8217;ın yerini 30. dakikada edu&#8217;ya bırakması, bizlere bob bradley&#8217;nin antrenörlüğü hakkında biraz ipucu veriyor aslında. neticede, 2. yarının başında da hamlesini yaptı hoca ve orta alan oyncusu feilhaber&#8217;i aldı oyuna. gana delici oyuncularını istediği gibi devreye sokamayınca, üzerine iyice gelmeye başlayan abd&#8217;ye 62. dakikaya kadar dayanabildi. dempsey&#8217;in, seri biçimde ceza sahasına girmesi ve yerde kalması sonrası, penaltıyı gole çeviren isim donovan oldu. sonrasında, iki takım da uzatmaları düşünürcesine hareket etti. boateng&#8217;in bir sorun yaşayıp çıkması gana&#8217;yı, 1-1&#8242;den sonra altidore&#8217;un kenara alınması ise abd&#8217;yi zorladı biraz. uzatmada geriden atılan uzun bir topta, gücünü, hızını ve bitiriş becerisini aynı anda gösteren gyan asamoah, takımına galibiyeti getirdi.</p>
<p>en değerli topçusu andre ayew seçilen bu maç, 2010 dünya kupası&#8217;nın son 8&#8242;e kalan tek afrikalı&#8217;sının gana olacağını ilan etti. gruplarda ingiltere&#8217;yi geride bırakan abd evine dönerken, bakalım genç gana çeyrekte uruguay karşısında neler yapabilecek. güzel 2 maçla geçirdiğimiz bir gün geride kaldı. yarın, ingiltere &#8211; almanya kapışması olduğunu hatırlayınca, nasıl bir futbol gününün bizleri beklediğini az çok tahmin edebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/abd-gana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>uruguay &#8211; güney kore</title>
		<link>http://www.dripling.com/uruguay-guneykore/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/uruguay-guneykore/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 18:25:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[2010 güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[güney kore]]></category>
		<category><![CDATA[uruguay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[
türkiye ile birlikte damga vurduğu 2002 dünya kupası&#8217;ndan sonra bir çok insan gibi ben de sempati duymaya başladım, güzel insanların ülkesi güney kore futboluna. ülkelerinin yapısı gereği, çok fazla yetenek üzerinden ilerleyemedikleri futbol oyununa, kollektiflik ve zeka gibi yan faktörleri sokmaları, onlara saygı duymam için yetiyor. bunun üzerine bir de sistematik biçimde alt yapıdan oyuncu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1064" title="uruguay - güney kore | young" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-uru_kor-young.jpg" alt="dunyakupasi-uru_kor-young" width="480" height="280" /></p>
<p>türkiye ile birlikte damga vurduğu 2002 dünya kupası&#8217;ndan sonra bir çok insan gibi ben de sempati duymaya başladım, güzel insanların ülkesi güney kore futboluna. ülkelerinin yapısı gereği, çok fazla yetenek üzerinden ilerleyemedikleri futbol oyununa, kollektiflik ve zeka gibi yan faktörleri sokmaları, onlara saygı duymam için yetiyor. bunun üzerine bir de sistematik biçimde alt yapıdan oyuncu yetiştirmeleri, çok klas. zaten guus hiddink gibi, gittiği yere tılsımını bırakan bir efsaneyle çalışmaları, dönüm noktaları olmuştur. kore&#8217;nin futbol mecrasına adım atmasını cesaretlendirme noktasında, hiddink&#8217;in katkılarını tartışmak yersiz olur elbette. 2002&#8242;deki turnuvada gelinen yarı finalin haricinde, g. kore&#8217;li oyuncuların avrupa macerasına başlamaları da hiddink temelli oldu. 2006&#8242;ya katılamamalarının sonrasında, onlara ikinci bir uluslararası kıvılcımı yakalatan adam ise şenol güneş. fc seoul ile başardıklarını, kore milli takımına da yansıttı şenol hoca ve şu anda milli takımın bazı oyuncuları onun sayesinde avrupada top koşturuyor. bunlardan en öne çıkanı, manu&#8217;lu ji sun-park&#8217;ı bir kenara koyarsak, monaco&#8217;da oynayan park chu-young. 10 numarayı taşıyan genç oyuncu, ingiltere&#8217;de oynayan lee chun-young ve celtic forması giyen trabzon&#8217;un kıskacındaki ki sun-young ile beraber, güney kore takımının en dikkat çeken futbolcularından.</p>
<p>ilk turda yalnızca yunanistan&#8217;ı mağlup etmesine rağmen, bir üst tura çıkmayı başarmıştı kore&#8217;liler. nijerya karşılaşmasında aldıkları 2-2&#8242;lik sonuç, onları b grubunun ikincisi yaptı ve uruguay ile eşleştiler. uruguay&#8217;a da değinelim biraz. onlar da, güney ameika elemelerinde 5. sırayı aldıklarından, baraj maçı oynayarak geldiler buraya. kosta rika&#8217;yı saf dışı etmişlerdi o maçlarda. teknik direktör oscar tabarez, avrupa futboluna biraz uzak bir düzeni tercih ediyor bu dünya kupasında. 3&#8242;lü savunmayla oyunuyor uruguay. bu bağlamda, fenerbahçe&#8217;li lugano&#8217;nun takıma çok şeyler kattığını söylemeliyiz. godin ile birlikte, ilk turda hiç gol yememeleri, lazio&#8217;lu kaleci muslera&#8217;dan çok, kaptan ve godin&#8217;in oyunlarıyla ilgiliydi bana kalırsa. sağ ve sol kanatlarda maxi ve alvaro pereira&#8217;ların iyi işler yaptığını da hatırlatalım. hücum hattıyla ön plana çıkan bir takım gibi lanse edilse de, uruguay, kuvvetli bir ekip. evet, çok güçlü bir hücum hattı var forlan-suarez-cavani-abreu ile fakat, arkada da sağlam adamlar olduğu atlanmamalı.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1066" title="uruguay - güney kore | suarez" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-uru_kor-suarez.jpg" alt="uruguay - güney kore | suarez" width="480" height="280" /></p>
<p>bu iki takımın 2. tur mücadelesi, beklediğimiz gibi çekişmeli geçti. savunma arkasına sarkan forlan&#8217;ın arka direkteki golcü suarez&#8217;i bulmasıyla öne geçti ilk yarıda güney amerika&#8217;lılar. burada bir parantez açmak istiyorum; suarez üzerinden, hollanda ligini ve oynanan futbolu aşağılayanlar var piyasada. yahu etmeyin eylemeyin. bu denli yüzeysel yorumlarla, basitleştirmeyin şu oyunun klasını. hollanda&#8217;da babam da atar o golleri demek nedir yahu.. neyse, dönelim maça. uruguay&#8217;ın bulduğu gol sonrası kore&#8217;nin işi iyice zora girmiş gözüküyordu. ilk tur itibariyle, geride iyi kapanan ve ani çıkışlarla rakibi sersemleten bir takım hüvviyetindeydi çünkü uruguay. skorda geri düşmek kore için oldukça sıkıntı vericiydi. bu dakikadan sonra, oyunda tempo düştü ve uruguay&#8217;ın istediği yönde şekillendi.</p>
<p>2. yarının başlamasıyla, güney kore&#8217;nin etkinliği arttı oyunda. ilk yarı ileride çok yalnız kalan park chu-young, beklenenin altında kalan park ji-sung daha aktif gözükmeye başladılar. oyunu daha fazla rakip sahaya yıkan ve kenarların da yardımıyla o bölgede paslaşma olanağı bulan kore, daha faydalı pozisyonlara girmeye başladı. bu arada genel olarak, duran toplarda da etkili olduklarını ekliyim. özellikle park chu&#8217;nun cepheden vuruşları çok etkili. ve beklenen gol de duran toptan geldi. uruguay&#8217;lıların fiziksel üstünlüklerine rağmen sektirdiği topta, müdahalesini topa değil de rakip oyunucuya doğru yapan lugano&#8217;nun da hatasıyla, lee chun young 1-1 yaptı skoru. bu dakika, topun uruguay kalesinden uzaklaşmaya başladığı dakika oldu biraz. gole kadar, ileri çıkan g. koreliler, içgüdüsel olarak geriye doğru attı kendilerini, hal böyleyken de uruguay etkinliği eline alan taraf oldu. bu etkinlik de, 80. dakikada suarez&#8217;in çıkardığı mükemmel şutun, direğe çarparak gol olmasıyla pekiştirildi. son dakikalarda bir kaç denemeye girse de, sonuç alamadı kore. ve çeyrek finale adını yazdıran ekip, uruguay oldu.</p>
<p>son zamanlarda dünya kupalarında silik bir görüntü çizmişlerdi, şu dönemlerde en büyük başarısını yakaladı böylelikle uruguay&#8217;lılar. muhtemel rakipleri, bu akşam karşılaşacak olan abd ve gana. bu nedenle, yarı final hiç de uzak gözükmüyor onlar adına. güney kore ise, hiç bir zaman çirkefe yatmayarak, her daim oyunu güzelleştirme çabası içerisinde yer alarak, futbolcu isimleriyle, çekik gözleriyle bir kere daha taht kurdu kalplerde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/uruguay-guneykore/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>dünya kupası grup liderleri</title>
		<link>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-grup-liderleri/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-grup-liderleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 21:55:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dioxide</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[2010 güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1070</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1071" title="dünya kupası grup liderleri" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi_grupliderleri.jpg" alt="dünya kupası grup liderleri" width="480" height="396" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-grup-liderleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ermal, tutku ve yenilenmeye başlayan galatasaray</title>
		<link>http://www.dripling.com/ermal-tutku-ve-yenilenmeye-baslayan-galatasaray/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/ermal-tutku-ve-yenilenmeye-baslayan-galatasaray/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 18:12:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[tbl]]></category>
		<category><![CDATA[transfer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1060</guid>
		<description><![CDATA[oktay hocanın takımın başına getirilmesinden sonra, yıllardır süren umutsuz vaka durumu bir anda yerini heyecanlı bir bekleyişe bırakmıştı basketbol şubesinde. alınacak en iyi yerli koçlardan birisi oktay mahmuti&#8217;yi getiren adamların, kadroyu da bu minvalde kuracağı, yüksekleri hedefleyen takımların kalibresinde oynayabilecek oyuncu transferine yöneleceği düşünülüyordu.
alınan oyunculara geçmeden emir alkaş&#8217;ı yazalım. efes yardımcı antrenörüydü alkaş. mahmuti faktörüyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>oktay hocanın takımın başına getirilmesinden sonra, yıllardır süren umutsuz vaka durumu bir anda yerini heyecanlı bir bekleyişe bırakmıştı basketbol şubesinde. alınacak en iyi yerli koçlardan birisi oktay mahmuti&#8217;yi getiren adamların, kadroyu da bu minvalde kuracağı, yüksekleri hedefleyen takımların kalibresinde oynayabilecek oyuncu transferine yöneleceği düşünülüyordu.</p>
<p>alınan oyunculara geçmeden emir alkaş&#8217;ı yazalım. efes yardımcı antrenörüydü alkaş. mahmuti faktörüyle artık galatasaray benchinde oturacak değerli basketbol adamı.. ilk transfer hamlesi, ermal ile yapıldı. koçun etkisini hemen hissettirdiği, ortada bu transferde. oktay mahmuti referansıyla geldi ermal ve bu referans sayesinde iyi bir kadro kurulacağı ihtimalleri kuvvetlendi. ermal, kurulan bu yeni düzende ciddi bir görev alacaktır. efes&#8217;ten ve özellikle ulusal takımdan, ermal deyince akla gelen ilk özellik, &#8216;mücadele&#8217; oluyor. takımın bir kıvılcıma ihtiyaç duyduğu anda hiç çekinmeden ben buradayım diyebilen bir adam. pota altına top indirdiğinizde, pivot oyununu başarıyla oynayabilecek, savunmayı içeri kapatabilecek bir uzun olmasının yanında, adamlıkta da on üzerinden on alacak bir basketbolcu kendisi. geçen yıl efes&#8217;te bulamadığı şansın, kendisinde ciddi bir motivasyon yarattığını da düşünüyorum ben ayrıca.</p>
<p>ermal dahil edildikten sonra takımda radoslav ve caner dışında  topçu yoktu ve doğal olarak yerli oyuncu transferi devam etmeliydi. ilk düşünülen pozisyon da oyun kurucu olmalıydı tabii. daha sonradan fenerbahçe ülker&#8217;le imzalayacak olan engin ile anlaşılamadığı duyuruldu. ender için hiç zorlanmadı tahminim, hakan köseoğlu da düşünülebilirdi aslında fakat onun da adı geçmedi. neticede bu opsiyonlar olmayınca, geriye kalan pg&#8217;lerden en işe yararı tutku açık gibi duruyordu. o da transfer edildi. yıllardır ülker&#8217;de ve telekom&#8217;da önemli roller üstleniyor tutku. aynı ermal gibi, geçtiğimiz yılı kayıp olarak geçirse de, eline güvenilecek bir guard&#8217;dır. saha görüşünü tartışmaz kimse herhalde. asistör özelliğiyle, yıllarca çok zonta uzun besledi tutku. takımını yönlendirme ve şutörleri oyuna sokma noktasında en iyilerden birisi. yalnız, fiziksel açıdan biraz zayıf kalıyor. ayaklarının yavaş olması ve savunmadaki eksikleri, en önemli dezavantajları.</p>
<p>tutku geldikten sonra omar cook gibi bir guard alınacağını düşünmüyordum ben zaten, dedikodulara rağmen. neticede, almanya&#8217;dan taylor rochestie geldi. çok bildiğim bir adam değil fakat, daha çok şutör özelliğiyle ön plana çıkan bir isim olduğunu söyleyebiliriz herhalde. almanya&#8217;da, takımı şampiyon olurken, final-four mvp&#8217;liği ve ayrıca 3 sayı yarışması birinciliği bulunuyor. seyirciyle beraber havaya girebilen yapıda bir guard. tutku ile paylaşacaklar görevlerini. oktay hocanın bir bildiği vardır diyip, işin içinden çıkıyorum.</p>
<p>ardından, melih mahmutoğlu eklemesi yapıldı dün. o da çok başarılıydı. melih, 90 doğumlu gelecek vaadeden bir basketbolcu. pertevniyal çıkışlı olması, oktay ve emir hocaların onu özellikle tercih ettiğini açıklıyor. daha önce çifte lisansla hem tbl2&#8242;de pertevniyal&#8217;de hem de tbl&#8217;de daçka&#8217;da oynadı melih. tbl2&#8242;deki sayı istatistiği: 26. buradan da anlaşılacağı gibi, daha çok şuta dayalı bir oyun yapısı var. en eleştirilen noktası zaten budur melih&#8217;in. gs gibi çıkış arayan bir takımı seçerek, tek vasıfa odaklı bir basketbolcu olmadığını ispatlaması adına iyi bir seçim yaptı aslında. bu yıl bir çıkış yapabilir. hatırlatalım, kendisi bir diğer galatasaray&#8217;lı genç göksenin köksal ile birlikte ümit milli takımda.</p>
<p>ve en son haluk yıldırım. galatasaray taraftarıyla husumeti olan bir adam, tecrübeli olması dolayısıyla kazandırıldı şubeye. ağabeylik yapacak tonla adam bulunabilirdi fakat neden haluk, anlamadım ben pek. yine de, teknik heyete güvenmek gerekiyor bu saatten sonra. yönetimden gelecek bir kaç tane daha üst seviye yerli ve yeterli yabancı takviyesi sonrasında, şube tamamen oktay mahmuti ve ekibinin ellerine bırakılmalı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/ermal-tutku-ve-yenilenmeye-baslayan-galatasaray/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>draft 2010</title>
		<link>http://www.dripling.com/draft-2010/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/draft-2010/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 14:58:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[draft]]></category>
		<category><![CDATA[nba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1057</guid>
		<description><![CDATA[
dün gece msg&#8217;da nba draft 2010 vardı. 2003&#8242;ten bu yana tekrar edilen, bu yıl zayıf bir jenerasyon geliyor, hof- all-star çıkmaz bu sınıftan geyikleri altında başladı seçimler. ntvspor&#8217;dan takip ettik burada geceyi fakat, adrian wojnarowski sağolsun, twitter&#8217;dan 3&#8242;er dakika önce yazdı hangi takımın kimi seçeceğini.
ilk sırada ve hatta ondan sonraki bir kaç sırada kimin seçileceğinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1058" title="NBA Draft 2010" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/draft-2010-480x276.jpg" alt="NBA Draft 2010" width="480" height="276" /></p>
<p>dün gece msg&#8217;da nba draft 2010 vardı. 2003&#8242;ten bu yana tekrar edilen, bu yıl zayıf bir jenerasyon geliyor, hof- all-star çıkmaz bu sınıftan geyikleri altında başladı seçimler. ntvspor&#8217;dan takip ettik burada geceyi fakat, adrian wojnarowski sağolsun, twitter&#8217;dan 3&#8242;er dakika önce yazdı hangi takımın kimi seçeceğini.</p>
<p>ilk sırada ve hatta ondan sonraki bir kaç sırada kimin seçileceğinin ortada olması, biraz gecenin heyecanını alıyor sanırım. bu nedenle, draft eksenli takaslar daha ilgi çekici oluyor bu organizasyonda. yani, john wall&#8217;un ilk sırada seçileceğini sağır sultan dahi biliyorken, oturup izlemek sarmıyor adamı. sam presti&#8217;nin gelip, milletten neredeyse bedavaya adam kapması daha zevkli değil mi ama?</p>
<p>işin şakası bir yana, john wall uzun bir süredir, ilk sıradan nba&#8217;e adım atacağı belli olan bir pg idi. hemen herkesin, derrick rose ile kıyas ettiği kentucky çıkışlı wall, gelecek yıl washington wizards forması giyecek. pozisyonuna göre oldukça iyi bir fiziği var ve saha görüşü üst seviyelerde. ve tabii, en başarılı olduğu noktalardan bir tanesi de çabuk ayaklarıyla, potaya gidebilen bir kısa olması. derrick rose bildiğin yani. gel gör ki, rose gibi basamakları beklendiği kadar çabuk atlayıp, all &#8211; star seviyesine yükselebilir mi, bunu zaman gösterecek. gerçi, rose&#8217;un da takımını henüz tepelere taşıyamadığı da doğru. neticede, john wall&#8217;dan beklentiler çok yüksek. wizards gibi, nelerin döndüğü belli olmayan bir takıma gitmesi ve arenas ile aynı takımda yer alma ihtimalinin olması, onun ne kadar karakterli bir topçu olacağını ortaya koyması açısından iyi olacaktır.</p>
<p>phila, 2. sıradan sürpriz yapmadı ve ohio state&#8217;li evan turner&#8217;ı seçti. bir çok kaynağa göre, nba&#8217;e en hazır oyuncusu turner bu sınıfın. pozisyonu gereği de phila&#8217;ya cuk diye oturuyor açıkçası. uzun zamandır şutör-skorer oyuncu sıkıntısı çekiyorlar ve turner gibi potansiyelli bir genci kaçırmadılar haliyle. liderlik vasfı olan, fiziği gayet yeterli, şutu üst düzey ve sorumluluğu gerektiğinde çekinmeden alacak bir oyuncu turner. kolejde 20.4 sayı &#8211; 9.2 ribaund &#8211; 6 asist istatistiklerini yakalamayı başardı. dünkü tanıtımlarda, top kayıpları onun en önemli eksisi olarak gösterilse de, bu zaafın kolayca arka plana atılabileceğini düşünüyorum ben. nba&#8217;e, söylenildiği gibi, yeni bir brandon roy gelmiş olabilir bence. bakalım, zaman haklı çıkartacak mı ona güvenenleri?</p>
<p>nets de heyecana mahal vermedi ve 3. sıradan derrick favors&#8217;ı seçti. georghia tech&#8217;in freshman oyuncusu, 2010 draft&#8217;inin en yetenekli uzunu olarak görülüyordu. müthiş bir atlet favors. çok uzun kolları var ve çabuk ayaklarıyla, potaya gidebilme konusunda ciddi bir avantaja sahip. çöp bir takıma gidecek olması işini zorlaştıracak gibi dursa da, brook lopez gibi bir uzunla birlikte oynayacak olması, onun için bir şans olabilir. devin harris için dolaşan takas söylentileri hayata geçerse, işte o zaman hayata küsebilir favors çünkü takımda hiç oyun kurucu kalmamış olacak neredeyse.</p>
<p>minny, 4. sıradan wesley johnson&#8217;ı aldı. 23 yaşına giren wes-john, syracuse çıkışlı. dikkat etmedim de, draft&#8217;in en yaşlısı falan olabilir. sf pozisyonunda oynuyor wes. haliyle, nba&#8217;e en hazır durumdaki oyuncular arsında onun da ismi geçiyordu.  atletik özellikleri iyinin de ötesinde olsa da, topu alıp skor yapabilecek tarzda bir oyuncu değil. matrix  ile karşılaştırılıyor. onun gibi, usta bir oyun kurucuyla oynama fırsatı bulabilirse, ligde iyi bir yere gelecektir mutlaka. bakalım minny, al jef&#8217;i elinden çıkartabilecek mi, ben onu merak ediyorum.</p>
<p>5. sıra sacto&#8217;nundu. onlar da ilk 4&#8242;te tercih edilmeyen demarcus cousins&#8217;i seçtiler. böylece kentucky ilk 5 sıraya 2 oyuncu vermiş oldu. uzun cennti olarak niteleyebileceğimiz draft&#8217;in en yetenekli uzunlarından birisi de cousins idi. heybetli fiziği ile ön plana çıkıyor. içeriden skor üretebilmek adına sacremento&#8217;nun artık bir opsiyonu daha var dersek, yanılmayız herhalde. sertlikten kaçmaması, nba&#8217;de çok işine yarayacaktır. biraz problemli bir oyuncu olarak bakılıyor dc&#8217;ye fakat, sacto&#8217;nun iyi bir tercih yaptığını düşünüyorum ben 5. sıradan.</p>
<p>gsw 6&#8242;dan ekpe udoh&#8217;u seçti, ben  georgetow&#8217;ın uzunu greg monroe&#8217;yu seçeceklerini tahmin ediyordum. yine de, sürpriz olmadı; sonuçta warriors bu. ne olacağı belli mi olur! fazlasıyla a. randolph&#8217;u andıran, the nightmare lakaplı udoh 6&#8242;dan gidince, bir sonraki pickte pistons affetmedi ve monroe&#8217;yu seçti. çocuk hem georgetown&#8217;lı hem de uzun olunca, baştan kazanıyor işi zaten. bunu yanında, aslında g-monroe bol uzunlu draft&#8217;in yeteneklilerinden bana kalırsa. herkesin dilinde olan, pasörlüğü ve solak olmasının sağladığı avantaj en önemli kozları arasında yer alıyor. pistons&#8217;ta ciddi işler yapacaktır o da. onun dışında, clippers&#8217;ın seçtiği el faruk, memphis&#8217;e geçen henry, tarihe geçen butler&#8217;ın, utah tarafından kapılan beyazı  hayward, cole aldrich ve larry bird&#8217;ün hayward olmayınca aldığı paul george.. bunlar da ilk turun, diğer önemli oyuncuları olarak göze çarpıyor.</p>
<p>bu drafte damga vuran olay şüphesiz ki, kentucky&#8217;nin ilk turdan 5 oyuncu vererek tarihe geçmesiydi. john calipari ne kadar övünse azdır, boru değil ilk turda 5 oyuncu! enes kanter&#8217;in önümüzdeki yıl bu okulda oynayacak olması büyük avantajdır. bunun da yanı sıra; 2. turdan, steal olabilitesi yüksek oyuncu tahminlerimi geçip bitireyim yazıyı. gani lawal; ki kendisini suns tam 46. sıradan seçti, armon johnson, lance stephonson ve şans bulurlarsa alaman pleiss ile sırp nemaja bjelica.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/draft-2010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>her güzel şey bitermiş!</title>
		<link>http://www.dripling.com/her-guzel-sey-bitermis/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/her-guzel-sey-bitermis/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 20:13:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[john isner]]></category>
		<category><![CDATA[marcel ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[nicolas mahut]]></category>
		<category><![CDATA[tenis]]></category>
		<category><![CDATA[wimledon tenis turnuvası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1053</guid>
		<description><![CDATA[
2010 wimbledon tenis turnuvası start aldı geçtiğimiz günlerde. biz türkler adına, bu yılın en önemli ve en şık olayı marsel ilhan&#8217;ın ana tabloya kalması oldu elbette. marsel, bunu başarabilen ilk türk olarak da tarihe geçmiş bulunuyor. 2 &#8211; 0&#8242;dan çevirdiği maçla  gönüllerde apayrı bir yer edinen marsel ilhan, ikinci turda rumen hanescu&#8217;ya elense de televizyondan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1056" title="isner - mahut" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/isner-mahut.jpg" alt="isner - mahut" width="480" height="320" /></p>
<p>2010 wimbledon tenis turnuvası start aldı geçtiğimiz günlerde. biz türkler adına, bu yılın en önemli ve en şık olayı marsel ilhan&#8217;ın ana tabloya kalması oldu elbette. marsel, bunu başarabilen ilk türk olarak da tarihe geçmiş bulunuyor. 2 &#8211; 0&#8242;dan çevirdiği maçla  gönüllerde apayrı bir yer edinen marsel ilhan, ikinci turda rumen hanescu&#8217;ya elense de televizyondan onu takip eden ve destekleyen herkesi gururlandırdı hiç süphesiz.</p>
<p>marsel ikinci turda elendikten sonra, federer&#8217;in de ev biletinin  kıyısından döndüğü wimbledon çok ama çok ilginç bir maça ev sahipliği yaptı. 1. tur mücadelesinde karşı karşıya gelen john isner ve nicolas mahut, tarihin en uzun tenis maçına imza attılar. salı günü başlayan maç, 11 saat 5 dakika sürdü ve bugün yani perşembe sonuçlanabildi.</p>
<p>salı günü 4 set oynadı tenisçiler. ilk seti, isner, ardından gelen iki seti ise mahut kazandı. ardından 4. seti tie-break ile gene isner kazandı. hava karardığı için hakem kararıyla maç ertesi güne sarkıtıldı. ertesi gün ise tarihin en uzun tenis maçından dahi uzun sürecek son set başladı. tenisçiler bir türlü birbirlerine üstünlük kuramadı ve hava karardığında skor 59 &#8211; 59 idi. bir ertesi güne kalan maç, artık spor gündemine oturmuştu.</p>
<p>herkesin konuştuğu bu tarihi maçın 3. günü, haliyle yoğun ilgi gördü. yaklaşık 1 saat daha süren oyunda, sonunda isner 70 &#8211; 68&#8242;lik skoru yakalayarak galip gelen taraf oldu. bugüne kadar tenis kortlarında görülen en uzun maçın, 6 saat 33 dakika sürdüğünü düşünürsek, yalnızca son seti 8 saat süren bu mücadele, neresinden bakılırsa bakılsın çoktan tarihe geçmiş gözüküyor. dile kolay 3 gün, 11 saat, 5 dakika!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/her-guzel-sey-bitermis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>los angeles lakers; 7 maçta şampiyonluk öyküsü</title>
		<link>http://www.dripling.com/los-angeles-lakers-7-macta-sampiyonluk-oykusu/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/los-angeles-lakers-7-macta-sampiyonluk-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 19:15:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[boston celtics]]></category>
		<category><![CDATA[los angeles lakers]]></category>
		<category><![CDATA[nba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1038</guid>
		<description><![CDATA[
nba organizasyonu adına, en güzel final adlarından birisiydi celtics &#8211; lakers. geçmişten günümüze, birbiriyle rekabet halinde ve hatta bunun da ilerisinde birbirinden nefret eden iki oluşum. eşleştikleri yer nba finalleri olunca, işin ciddiyeti de artıyor tabii. bir tarafta, 2008 yılında karşılaştıklarında kazanan celtics, diğer yanda ise geçen yılın şampiyonu lakers.
tarihi seri, tahmin edilen gibi, lakers&#8217;ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1052" title="şampiyon lakers" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/lakers-2010.jpg" alt="şampiyon lakers" width="480" height="320" /></p>
<p>nba organizasyonu adına, en güzel final adlarından birisiydi celtics &#8211; lakers. geçmişten günümüze, birbiriyle rekabet halinde ve hatta bunun da ilerisinde birbirinden nefret eden iki oluşum. eşleştikleri yer nba finalleri olunca, işin ciddiyeti de artıyor tabii. bir tarafta, 2008 yılında karşılaştıklarında kazanan celtics, diğer yanda ise geçen yılın şampiyonu lakers.</p>
<p>tarihi seri, tahmin edilen gibi, lakers&#8217;ın üstün oyunuyla başladı. ilk 2 maçı kendi salonu staples center&#8217;da oynayacak olmanın verdiği moralle, iyi başladı los angeles lakers. rakibe göre, avantajlı olduğu noktaları çok olumlu kullandı p-jax&#8217;in öğrencileri. gasol ve bynum&#8217;a iyi toplar indi, bu topları değerlendirmelerinin yanında, hücum ribaundlarında da çok aktifti lakers uzunları. 3 kişiden oluşsa da uzun rotasyonu, celtics pota altıyla eşleşince, oldukça uzun kalıyorlardı. 2 yıl öncesine oranla çok daha verimli oynayan pau gasol&#8217;ün, kg&#8217;yi denize döktüğüne şahit olduk adeta. aşağıda, işler bu denli lakers lehine ilerlerken, artest&#8217;in pierce üzerinde uyguladığı savunma, rondo&#8217;nun cavs serisindekinden uzak bir görüntü çizmesi ve tabiki ray allen&#8217;ın faul problemine girmesi, skor tabelasında celtics hanesine yalnızca 89 yazılmasına sebep oldu. seri boyunca -suns serisi gibi destansı olmasa da- olağanüstü bir performans gösterecek olan kobe bryant&#8217;ın da skor üretmekte sıkıntı çekmemesi sonucu, ilk maçı ev sahibi lakers 102-89 kazandı.</p>
<p>takımlar 2. maça çıkmadan önce, p-jax&#8217;in ilk maçını kazandığı serilerde yakaladığı 47 &#8211; 0&#8242;lık mantıksız denebilecek istatistik geliyordu akıllara. finallerin ikinci maçına çıkarken yeşillerin psikolojisinin bozulması için bile yeterdi bu aslında. fakat ray allen, bu kez işlerin farklı olacağını ispat etmek istercesine oynadı. baştan sona, muazzamdı allen. takımının ihtiyaç duyduğu her an, sorumluluk aldı ve her defasında üçlüğü yapıştırdı.  ray allen&#8217;ın 8 üçlük isabeti bularak, nba finaller tarihine geçtiği maçta, celtics&#8217;te rondo da triple double yaparak tarihe adını yazdırıyordu. bu iki adamın kontrolü ele alması, pota altında üstün olan lakers&#8217;ı bi&#8217; nebze yavaşlatmış gözüktü. gasol &#8211; bynum ikilisi ilk maçtaki gibi yine işlese de, lakers&#8217;lıların yaptığı savunma bu defa yeterli olmuyordu. son anlarda rondo&#8217;nun iz bırakan işler yaptığı 2. maçın skoru deplasman takımı celtics lehine 103 &#8211; 94 sonuçlandı.</p>
<p>ve gelindi 3. maça. bu maç ve ardından iki maç daha garden&#8217;a geçti seri. rakibinden staples&#8217;ta maç çalan celtics&#8217;in işi burada sonlandırma şansı vardı. pp da bu yönde demeç vermişti maçtan önce, sonunu düşünmeden. 3. maça iyi başlayan taraf la. lakers oldu. maçın başından itibaren farkı açıp, korudular. sonrasında, ilk 2 maçın tam aksine nefis bir maç çıkartan garnett&#8217;in önderiliğinde geri geldi boston. burada hatırlatmakta yarar var, bir maç önce tarihe geçen ray allen hiç isabet bulamayarak, absürdlükte sınır tanımadı. ona rağmen, minnesota&#8217;daki gibi oynayan garnett&#8217;in sayesinde geri dönen boston celtics&#8217;e cevap hiç beklenmedik birisinden, derek fisher&#8217;dan geldi. abartmadan söylüyorum, tek başına koparttı maçı fisher.  0.4 mucizesinden sonra, lakers taraftarını en mutlu ettiği an bu maçta, üç celtics&#8217;linin içinden geçerek bıraktığı  ve maçı bitirdiği turnikedir herhalde. bir türlü sevemediğim bu adamın, kobe&#8217;nin önüne geçtiği maçı lakers; 91 -84 kazandı.</p>
<p>4. maç, celtics için var olma mücadelesi olmalıydı. burada alınacak bir mağlubiyet, şampiyonluk şanslarını mucizelere bırakırdı. 2. maç hariç, lakers savunmasına karşı etkisiz kalmışlardı ve bu maç o savunmayı delmeleri gerekti. yahut ekstra işlerden nemalanları ve x faktörlerin devreye girmesi. ilk durum hayata geçmedi, yani lakers savunmasını, celtics ilk 5&#8242;i delemedi. fakat, kenardan gelen nate-glen ikilisi çok şey değiştirdi. andrew bynum&#8217;ın neredeyse hiç oynayamadığı maçta, ilk kez kobe oyuna tek başına hükmetti lakers&#8217;da. bu çok da iyi bir gelişme değildi. kobe çatır çatır soksa da, ona hemen hiç kimse yardım etmedi ve kenardan gelen iki oyuncusu 30 sayı üreten boston celtics, 4. maçı 96 &#8211; 89 aldı ve seride durumu 2 &#8211; 2&#8242;ye getirdi.</p>
<p>5. maç celtics hücumunun en verimlisi olması açısından önemliydi. bir aralar %70 ile hücum ediyordu celtics, o derece insan üstü bir durum vardı ortada. zaten maçı da hatırladığım kadarıyla %50&#8242;nin üzerinde bir yüzdeyle kapattılar. bu maç, kobe de takım arkadaşları da kaldıkları yerden devam edeceklerdi. kobe daha da çok attıkça, diğerleri daha da yalan oynadılar, kaçtılar. kobe haricinde, yalnızca gasol çift hanelere çıktı o da düşük bir yüzdeyle ve verimsiz oynadı. üst üste 23 sayı atması da yetmeyecekti kobe&#8217;nin. boston celtics bu defa benchten istediği katkıyı alamadı fakat as oyuncuların yüzdeli oynaması, oyuna dahil olan herkesin başarılı savunma yapması onlar için maçı çözen detaylardı. doc rivers&#8217;ın molalarda, kobe&#8217;yi durduramıyoruz, öyleyse diğerlerini oyundan düşürmeli ve kobe&#8217;nin kaçırmasını beklemeliyiz temelli konuşmaları da işe yaramış gözüktü aslında. kobe attıkça, çoklu sıkıştırma getirmek savunmayı da açmak anlamına gelebilirdi, o verimsiz lakers hücumlarına. kopartması gereken anlarda maçı çekip alamasa da boston celtics maçın sonunda mutlu olan taraftı. skor; 92 &#8211; 86</p>
<p>seri 6. maçta gene staples center&#8217;a dönüyordu ve lakers mağlup olduğu taktirde, şampiyonluğu kaybedecekti. işte bu durum onların motive olmasını ve yaralı bir aslan edasıyla rakibe saldırmalarını da sağlayabilirdi, aksine ne yapacağını bimez bir hale bürünmelerine de yol açabilirdi. maçın hemen başında, kobe ve bir kaç maçtır kayıplarda olan saz arkadaşları, olumlu yönde motive olduklarını ispatlarcasına oynadılar. rakibin bütün zaaflarını kullanarak, psikolojik üstünlüğü de ele geçirdikten sonra, tüm istediklerini yansıttılar sahaya. hele o rondo&#8217;yu raydan çıkartmaları, baştan itibaren maçın onlara geçmesini sağladı çünkü, boston celtics&#8217;i bu tür maçlarda rondo komuta ediyor. onu saf dışı bırakmak, oyun düzeninden uzaklaştırmak demekti. üçgenin hiç işlemediği kadar işlediği maçta bir kırılma anı da yaşandı. kendrick perkins dizinden sakatlandı ve oyuna geri dönemedi. zaten dönebilseydi de çok şey değişmeyecekti. en fazla, bir kaç tane az hücum ribundu verirlerdi. staples center hastası ray allen dışında hiç bir celtics&#8217;linin varlık gösteremediği ve lakers&#8217;lıların dinlenme fırsatı buluğu bu kritik maçın skoru 89 -67. evet; bildiğin 67 sayı atabildi boston celtics.</p>
<p>ve artık 7. maç. böylesine çekişmeli bir serinin gelebileceği en heyecan verici senaryo budur işte. los angeles lakers bu maç öncesinde rakibinden biraz daha avantajlı gözükse de belli olmaz, burası nba final serisi ve 7. maç. genelin düşüncesi duydu sanırım. kolay kolay göremiyoruz nba finalinde bu 7. maçları. o sebeple herhalde, çok düşük yüzdeyle de oynansa şahane bir maç oldu.  pota altında bir eksik kalan boston, başlarda üstünlüğü ele alan taraftı. yüzdeli oynayamasalar da, savunmalarını daha iyi konuşturan da onlardı. yalnız maçın hemen başında üstün taraf olmak, pek işlerine yaramadı. geri dönülemeyecek bir noktaya da getiremediler skoru ve artest&#8217;in liderliğinde yavaşça geri geldi los angeles lakers. pota altında gene ezdiler rakibi. genel olarak skorlu geçmeyen, savunmaların öne çıktığı seride, savunmayı düşürmeyerek ve 1-2 ekstra basket bularak geri dönebilirlerdi yalnızca. bunu başardılar, müthiş seyirci desteğini de arkalarına alarak. maçın sonrlarında daha az hata yapan yine lakers oldu ve artest ilk kez bir işe yarayabildiğini kanıtlarken; p-jax baba ile kobe başarılarına bir yenisini daha eklediler.</p>
<p>bu müthiş serinin sonunda, mvp ödülünü kobe bryant kazandı. 7. maçtaki oyununa rağmen, sonuna dek haketti bu ödülü kara mamba. artık,  phil jackson denildiği gibi zirvede bırakır mı, boston kadrosu burada dağılır mı vb. soruların yanıtlarını bekleyeceğiz. yeniden tebrikler los angeles lakers destekçilerine, hayırlı olsun 16. şampiyonlukları.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/los-angeles-lakers-7-macta-sampiyonluk-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>dünya kupası vol.2</title>
		<link>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-vol-2/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-vol-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 15:44:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[2010 güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1034</guid>
		<description><![CDATA[
e grubunda hollanda, 2&#8242;de 2 yaparak, adını bir üst tura yazdırdı beklenildiği gibi. fakat, danimarka ile oynadıkları ilk maçta, rakibin sağlam savunmasına karşı hiç üretken olamamaları ve arjen robben&#8217;in sakatlık durumunun netlik kazanamaması, onlar adına sıkıntılı noktalar gibi gözüküyor. simon poulsen kendi kalesine atmasaydı o golü, hollanda çözemeyebilirdi danimarka&#8217;yı. ayrıca bert van marwijk&#8217;in tercih ettiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1067" title="sneijder" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-sneijder.jpg" alt="sneijder" width="480" height="270" /></p>
<p>e grubunda hollanda, 2&#8242;de 2 yaparak, adını bir üst tura yazdırdı beklenildiği gibi. fakat, danimarka ile oynadıkları ilk maçta, rakibin sağlam savunmasına karşı hiç üretken olamamaları ve arjen robben&#8217;in sakatlık durumunun netlik kazanamaması, onlar adına sıkıntılı noktalar gibi gözüküyor. simon poulsen kendi kalesine atmasaydı o golü, hollanda çözemeyebilirdi danimarka&#8217;yı. ayrıca bert van marwijk&#8217;in tercih ettiği hücum düzeni, geride daha kontrollü bir takım yaratmış olsa da, hollanda&#8217;nın alışık olduğu sistem değil tabi. total futbol&#8217;un memleketi, robben&#8217;i kullanamama ihtimali duruyorken, sonradan dahil olduğu iki maçta da fark yaratan elijaro elia&#8217;yı değerlendirmeli mutlaka. iki beki arasındaki yaş ve tecrübe farkı, deniz seviyesinin bilmem kaç katı olan bu güzel ülke, umarım ki hakettiğini alır artık bu kupada. gruba dönecek olursak, 92 avrupa şampiyonu danimarka&#8217;nın hiç de boş bir takım olmadığını göreceğiz. kjaer- agger ikilisi, simon ve christian poulsen&#8217;ler, kahlenberg, rommedahl, bendtner ve 18&#8242;lik eriksen. kağıt üzerinde hiç de fena durmuyorlar. sahada da aynen öyle.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1069" title="barrios" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-barrios.jpg" alt="barrios" width="480" height="270" /></p>
<p>geldik italya&#8217;ya, f grubuna. ben bu satırları yazarken italya dünya kupası&#8217;nda var olma mücadelesine çıktı slovakya ile. 1-0 gerideler. hiç bir şey üretemiyorlar, aynı geride bıraktıkları iki maçta olduğu gibi. tecrübenin, sabırlı futbol anlayışının hakim olduğu bir ülke italya. bu turnuvada ise, arafta kalmış bir kadro var sanki. o geçiş döneminin içerisinde kalmış, ne değişebilimiş ne de kendini koruyabilmiş bir görüntüleri var. hani, totti ile del piero gelseydi şu takıma, vallahi daha etkili olurlardı. fakat, slovakya&#8217;yı yenip gruptan çıkarlarsa da, bir bakmışız finale yükselmişler! hiç belli olmaz. sonuçta, italya bu. paraguay, güney amerika elemelerinde arjantin ve uruguay&#8217;ı geride bırakmış, şili ile aynı puanı alarak, 2. olmuştu. barrios&#8217;lu, santa cruz&#8217;lu ve valdez&#8217;li kadrolarıyla, turnuvanın amerika kıtası üstünlüğünün bir halkası da onlar. türkcell süper lig karması slovakya ise, italyanların biletini kesen takım mevkinde şu an. hamsik iyi çocuk tabi bu arada.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1040" title="elano" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-elano.jpg" alt="elano" width="480" height="270" /></p>
<p>g grubu, ölüm grubu ilan edilmişti dünya kupası başlamadan önce. brezilya, kolayca sıyrılmayı başardı bu dörtlü arasından. ilk maç, big brother kim jong&#8217;un adamlarına karşı, zorlanır gibi oldular, 2. maç fil dişi sahili&#8217;nden çıkarttılar acısını. dunga&#8217;nın kadro seçimindeki tercihleri eleştirilse de, uyumlu bir ekip izlenimi bıraktılar şu ana kadar. bakalım, rakibi açmak gerektiğinde, ronaldinho gibi bir oyuncuyu arayacaklar mı? onun dışında, elano attıkça biz coşuyoruz tabi. güzel her şey, sambacılar adına. bir maçını golsüz bitiren portekiz gitti 7 tane attı kuzey kore&#8217;ye. ronaldo da milli takımdaki gol orucuna son verdi bu maçla. son maç öncesi, fil dişi&#8217;nin bir adım önünde gözüküyorlar. afrika&#8217;nın en büyük umutlarından fil dişi sahili, 2006&#8242;da oynadığı futbolun uzağına kaldı bu turnuvada. drogba&#8217;yı kullanamamış olmaları önemli bu noktada. sven göran efendi var zaten başlarında, niyeyse artık. kanatlar hiç işlemiyor, savunma hazırlıksız yakalanıyor rahatlıkla, orta alanda pas trafiğini oturtamadılar vs.. çoğunda bu sven göran&#8217;ın suçu var. neyse, bi&#8217; şey demiyorum şimdi..</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1044" title="villa" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-villa.jpg" alt="villa" width="480" height="270" /></p>
<p>ispanya; şampiyon kim olur sorusuna en çok verilen yanıttı herhalde maçlar başlamadan önce. bu yüzden, en çok da onların yenilmesine şaşırıldı. xavi&#8217;li, torres&#8217;li, villa&#8217;lı, iniesta&#8217;lı takım nasıl olur da yenilirdi hitzfeld&#8217;in isviçre&#8217;sine. bu soru, benim aklıma hemen geçen yılki konfederasyon kupası&#8217;nı ve abd&#8217;nin ispanya&#8217;yı mağlup ettiği maçı getirdi. o maçta ve isviçre&#8217;nin kazandığı bu maçta, ortak olarak, çok iyi kapanan iki takım vardı. ispanya aynı tabi. topa sahip olan, rakibi paslarıyla yoran ve savunmanın arkasına öldürücü paslar-koşular gönderen takım. onlarla başa çıkabilmek için isviçre de aynı abd gibi, takım savunmasında hiç hata yapmamalıydı, yapmadılar. özellikle ilk yarıda hep, sonuna kadar gelip ya vuramadı ya da hedefi bulamadı ispanyollar, isviçre&#8217;nin başarılı savunması sebebiyle. ve hitzfeld&#8217;in takımına galibiyet için gereken tek şey duran toptan gol bulmaktı. onu da başardılar. ilk maçını kaybedip de, şampiyon olan takım var mı bilemiyeceğim fakat, ispanya ilk olabilir bu istatistik açısından. çözüldeklerini değil, bocaladıklarını düşünüyorum ben sadece. artacaktır performansları, del bosque&#8217;nin istediği gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-vol-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>dünya kupası vol.1</title>
		<link>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-vol-1/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-vol-1/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 15:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[2010 güney afrika]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1033</guid>
		<description><![CDATA[güney afrika&#8217;da futbol şöleni epey önce başladı, biz sık sık ihmal ettiğimiz bloga bir şeyler karalayamadık bu turnuva ile ilgili. 11 haziran&#8217;dan itibaren, günde 3&#8242;er &#8211; 4&#8242;er maçla devam ediyor dünya kupası heyecanı. o grup çok karıştı, bu grupta çok sürpriz oldu derken, neredeyse ilk turun sonuna gelmek üzereyiz.

a grubunun şüphesiz ki, fransa rezaleti ekseninde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>güney afrika&#8217;da futbol şöleni epey önce başladı, biz sık sık ihmal ettiğimiz bloga bir şeyler karalayamadık bu turnuva ile ilgili. 11 haziran&#8217;dan itibaren, günde 3&#8242;er &#8211; 4&#8242;er maçla devam ediyor dünya kupası heyecanı. o grup çok karıştı, bu grupta çok sürpriz oldu derken, neredeyse ilk turun sonuna gelmek üzereyiz.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1046" title="uruguay | suarez" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-suarez.jpg" alt="uruguay | suarez" width="480" height="270" /></p>
<p>a grubunun şüphesiz ki, fransa rezaleti ekseninde ilerlediğini söylemeliyiz. raymond domenech&#8217;in orada, fransa ulusal takımının başında yer alıyor olması başlı başına bir dengesizlik zaten. mamafih, bu derece korkunç bir turnuva geçirmeleri de beklenmiyordu horozların. onlar, yalnızca 1 gol atıp, tıpış tıpış evlerine dönerken, anelka&#8217;dan o.ç damgası yiyen domenech tabi ki tüm bu başı bozukluğun müsebbibi konumunda. kurduğu kadro, sahaya sürdüğü 11, yaptığı değişiklikler, oyunculara karşı takındığı tavır, basın toplantılarında kurduğu cümleler&#8230; hepsinin toplamında, olmaması gereken yerde olan bir adam imajı çizdi domenech efendi. ne diyim, artık, vurun abalıya.</p>
<p>ilk grubu fransa özelinde değerlendirip, geçmek olmaz. uruguay ve meksika&#8217;nın oynadıkları futbola ayıptır. turnuva öncesinde, bir tek ileri ikilisiyle adından bahsedilen uruguay, grubunu diri ve akıllı top oynayarak lider bitirdi. o, dünya kupası kazanmış takım forsu, hep üzerlerinde olacak sanırım. meksika ise, yakaladığı genç jenerasyonla ve bu gençlerin yanına yamadığı franco, blanco gibi topçularla, bir üst tura adını yazdırdı. ülkemizde,soğuk espri malzemesi olan dos santos, kutsal yorumcu ömer reis tarafından bal yapmayan arı olarak tanımlansa da, rakiplerin bellerini kırıyor maşallah.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1042" title="arjantin |higuain" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-higuain.jpg" alt="higuain" width="480" height="270" /></p>
<p>grup b&#8217;de, arjantin dominasyonu, maradona&#8217;nın futbolculuğuyla eşlenemeyen antrenörlüğü sebebiyle soru işaretleri vardıysa da, kısmen beklenen bi durumdu. 3&#8242;te 3 yapıp lider bitirdi tangocu çocuklar. hücum iyi güzel de, savunmada sıkıntı var deniliyordu. geride bıraktıkları 3 maçta rakiplerin zorlayamaması mıdır bilemiycem, pek göremedik savunma zaaflarını. ha, çeyrekte falan, taş gibi bi&#8217; takım gelip duman ederse de bunları, şaşırmayalım. 2.&#8217;lik biletini kore&#8217;nin güneylileri aldı bu grupta. ilk maçtaki yunanistan galibiyetinin üzerine yattılar aslında biraz. arjantin&#8217;den 4 yemeleri, son maçta nijerya karşısında bir türlü istediklerini alamamaları vs.. yine de, bir düzen yakalayıp, onun etrafında bir şeyler yapmayı amaçlayan bir ekip güney kore. bu nedenle benim takdirimi kazanmış durumdalar. ne de olsa, önce guus hiddink ardından da şenol güneş gibi vizyonu geniş iki hocayla çalışma fırsatları oldu. gönül isterdi ki, daniel amokachi zamanından bu yana, buralarda adeta dost ülke olarak bellediğimiz nijerya da yukarılara oynasın. malesef; lagerback, beklendiği üzere, bir etki yaratamadı bu güzel ülkede.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1047" title="abd | donovan" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-donovan.jpg" alt="abd | donovan" width="480" height="270" /></p>
<p>ingiltere ve abd&#8217;nin olduğu grupta hem sahada hem de dışarda kan çıkar diye beklyordum ben. allahtan, bir güvenlik sorunu yaşanmadı iki takımın maçında. fakat, sahada biraz sertlik, mücadele falan olsaydı hiç fena olmazdı hani. her dünya kupasında isimleri kafadan yarı finale yazılan ingilizler, hücum futbolunu temsil etmek üzere beklenildikleri afrika&#8217;da, futboldan soğuttular deyim yerindeyse. kupa başlamadan önce, ingiltere ve capello&#8217;nun geleceğinin çok parlak olmayacağı tahmininde bulunmuştum, yineliyorum bu tezimi. ingilizler&#8217;den yana pek ümitli olmamak gerek. konfederasyon kupasında finale yükselen ve hatta finalde 2-0 öne geçmesine rağmen son yarıda kupayı kaybeden abd, sürprizlerin takımı olmaya devam ediyor. grubu lider tamamladılar donovan&#8217;ın ayağından buldukları son dakika golüyle. böylece, ingiltere&#8217;yi de alman panzerinin önüne atmış oldular. bu arada değinmeden geçemem; altidore tamam da, bi&#8217; adu vardı birader, n&#8217;oldu ona ya!</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1039" title="almanya | podolski" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/dunyakupasi-podolski.jpg" alt="podolski" width="480" height="270" /></p>
<p>ilk maçlar geride kaldığında, dünya kupası seyircisinin neredeyse tamamı, ağız birliği etmişcesine, alman ulusal takımının, en iyi futbolu oynayan ekip olduğunu söylüyordu. amma velakin, ikinci maçta 10 kişi kalıp sırplara yenildi löw&#8217;ün takımı. böylece son maçlar öncesinde, en iyi olarak gösterilen almanlar, elenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. onları bu tehlikeden uzaklaştıran adam ise, mesut özil oldu. zaten, almanya&#8217;nın dünya kupası kadrosunun en yetenekli oyuncusu mesut. bizler, bu durumla övenmeli miyiz, yerinmeli miyiz muhasebesi yaparken, alamanlar mesut&#8217;un omuzlarında ilerlemeye devam edecekler gibi duruyor. onların arkasında, sırbistan&#8217;ın olması bekleniyordu fakat kendi ipini kendisi çekti sırp takımı, gana&#8217;ya ve avustralya&#8217;ya yenilerek.  aklımda hep vardır, lan şu sırbistan, hırvatistan, bosna, karadağ vs.. hepsini toplayıp karma yapıp gelseler yine başarılı olurlar kesin diye. herhalde, toplanıp gelseler anca bi&#8217; şey olur artık. gana&#8217;nın 2. olup üst tura yükselmesine şaşıranlar olabilir fakat, afrika&#8217;nın gururu olan bu ekip, alttan iyi geçler yetiştiriyor. çoğunu fransa üzerinden avrupa futboluna sunuyorlar. evet, essien &#8211; appiah gibi oyunculardan yararlanamıyorlar ama, andre ayew, asamoah gyan, anthony annan gibi geleceği olan isimler mevcut kadroda.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/dunya-kupasi-vol-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>celtics &#8211; lakers</title>
		<link>http://www.dripling.com/celtics-lakers/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/celtics-lakers/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 15:55:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[nba]]></category>
		<category><![CDATA[play-off]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1028</guid>
		<description><![CDATA[
bu gece başlıyor nba finali. beat l.a mi, nah beat l.a mi, göreceğiz.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1029" title="celtics-lakers" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/celtics-lakers-480x270.jpg" alt="celtics-lakers" width="480" height="270" /></p>
<p>bu gece başlıyor nba finali. beat l.a mi, nah beat l.a mi, göreceğiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/celtics-lakers/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>galatasaray&#8217;da oktay mahmuti dönemi</title>
		<link>http://www.dripling.com/basketbolda-oktay-mahmuti-donemi/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/basketbolda-oktay-mahmuti-donemi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2010 19:49:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[oktay mahmuti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1026</guid>
		<description><![CDATA[şu cafe crown musubetinden kurtulmadan, adam akıllı kadro kurup efes &#8211; fener ikilisiyle yarışacağını mümkün görmüyorum açıkçası galatasaray&#8217;ın. 3-5 bi&#8217; şeyler alıp, susturuluyormuşuz gibi geliyor. yönetimden de hep bir hamle beklemişimdir bu ülker &#8211; cafe crown konusunda. lakin, yapmadılar o hamleyi. fenerbahçe, ülker iken biz cafe crown takıldık kaç senedir. geçtiğimiz yıl, skandalı bir kenarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>şu cafe crown musubetinden kurtulmadan, adam akıllı kadro kurup efes &#8211; fener ikilisiyle yarışacağını mümkün görmüyorum açıkçası galatasaray&#8217;ın. 3-5 bi&#8217; şeyler alıp, susturuluyormuşuz gibi geliyor. yönetimden de hep bir hamle beklemişimdir bu ülker &#8211; cafe crown konusunda. lakin, yapmadılar o hamleyi. fenerbahçe, ülker iken biz cafe crown takıldık kaç senedir. geçtiğimiz yıl, skandalı bir kenarda tutarsak ilk defa akıllı hamleler gelmişti, cafe crown&#8217;dan alınan payla. lig için gayet yeterli yabancılar, bir kaç tane olsalar da iyi yerliler ve rezaletten sonra başa getirilen cem akdağ. güzeldi bunlar. iyi basketbol oynadılar, oynattılar. hiç değilse, parkeye çıktığında izleyicisine keyif veren bir takım vardı. önemli bir iş başarıp, çok zor bir noktadan, ligde kalmayı da başardılar. fakat sonunda yine dağılma eşiğine geldi takım. alıştığımız gibi. simas gitti, evren gitti, cem hoca gitti. istisna olarak, yıllar sonra ilk defa bir yabancı oyuncu üst üste 2 yıl galatasaray&#8217;da kalacak; radoslav rancik. yeterli bir hamle değil bu elbette.</p>
<p>üzerinde durulması gereken bir nokta var burada. cem akdağ mevzuu. hiç de hoş olmayan bir ortamda göreve geldi hoca. kimsenin güven duymadığı bir topluluğu, yönetmek, toparlamak, ayağa kaldırmak için getirildi göreve. ona ve takıma inanmayanların sayısı, emin olabiliriz ki oldukça fazlaydı. fakat, bu zor durumda herkesin yapamayacağını yapan, elini taşın değil, kayanın altına sokan adam, herkesi yanıltmaya başladı bir anda. ligden düştü denilen takıma, bir çoklarının oynamadığı basketbolu oynatmayı başardı. öyle bir hal aldı ki sezon sonu, play &#8211; off&#8217;a kalınamadığı için üzüldü taraftar. sonunda,  insan üzülüyor böyle adam gibi bir adamın takımdan ayrılmasına. oldukça muğlak bir sürecin ardından ayrılması ise çok daha üzücü. keşke böyle bir sonu olmasaydı cem akdağ &#8211; galatasaray birlikteliğinin. keşke vefasız damgası yiyen bir takım olarak, haksız çıkartabilseydik onları. yaptıklarını unutmadığımız, emeklerini her daim hatırlayacağımız cem akdağ ile umarım yine bir gün yolu kesişir bu kulübün.</p>
<p>cem akdağ&#8217;ın yerine kim gelsin sorusunun iki &#8211; üç yanıtı varsa, bir tanesi de oktay mamuti&#8217;dir elbette. türkiye&#8217;de becerdiği işleri, efes&#8217;le kazandığı şampiyonlukları hemen herkes hatırlıyor. takıma katacağı sportif artılardan bahsetmek yersiz olur bu nedenle. asıl mühüm olan, yıllardır beklediğimiz o &#8216;büyümenin&#8217; ancak bu seviyede bir koçla mümkün olabileceği gerçeğidir. tabi sadece oktay hoca yetmez, sağlam bir yerli rotasyonu, üstüne cımbızla seçilmiş yabancılar getirmek şart. ondan sonrası, yönetimin yapabilecekleri sınırında değil. daha fazlası, bu maddi şartlarda beklenemez onlardan.</p>
<p>bu koç değişikliği, galatasaray cafe crown&#8217;ın basketbol zihniyetinde de bir farklılaşmaya yol açacak, gözüken o. avrupa basketbolunda, savunma anlamında üst düzeyde yer alan bir adam mahmuti. geçtiğimiz sezon oynanan hızlı ve skorer basketbol&#8217;un, oktay mahmuti ile beraber yerini, deyim yerindeyse &#8216;taş gibi bir savunma&#8217;ya bırakacağını öngörebiliriz. &#8216;hücum maç, savunma şampiyonluk kazandırır&#8217; mantığına sığınıp daha ilk yıldan çok büyük işler beklemek, haksızlık olur. fakat, böyle bir yola adım atılmışken devamının gelmesi gerekiyor. her yıl yabancılarını değiştiren, sil baştan yapan bir takımın yolu değil burası. bilinçli hareket edersek, kurtulacağız inşallah bu amaçsızlık kostümünden.</p>
<p>son olarak; trabzon&#8217;un yaptığı hızlı başlangıç, fenerbahçe ve efes&#8217;le adı geçen isimler ve galatasaray&#8217;ın oktay mahmuti hamlesi önümüzdeki yıl hakkında ufak ipuçları veriyor. daha çok takımın zirveye oynadığı bir basketbol ligi, şüphesiz herkesin gönlünden geçen.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/basketbolda-oktay-mahmuti-donemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yapma çocuk!</title>
		<link>http://www.dripling.com/yapma-cocuk/</link>
		<comments>http://www.dripling.com/yapma-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 17:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montaellis</dc:creator>
				<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[formula 1]]></category>
		<category><![CDATA[sebastian vettel]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye gp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dripling.com/?p=1019</guid>
		<description><![CDATA[
eski prestijinin çok uzağında kaldı bu yıl f1 camiası. şumi&#8217;nin, brütüscesine mercedes&#8217;in otomobiline oturması, aynı şekilde, bir çok pilotun farklı farklı takımlara geçmesi, -şahsen- raikkonen&#8217;in montoyacasına çekip gitmesi ve trt&#8217;nin serhan acar&#8217;a rağmen eksik kalması f1&#8242;i ilgisizliğe iten faktörlerdi. ne yalan söyliyeyim, bir kaç yarış dışında çok takip etmedim bu yıl  formula 1&#8242;i. geçen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1020" title="red bull" src="http://www.dripling.com/wp-content/uploads/red-bull-480x292.jpg" alt="red bull" width="480" height="292" /></p>
<p>eski prestijinin çok uzağında kaldı bu yıl f1 camiası. şumi&#8217;nin, brütüscesine mercedes&#8217;in otomobiline oturması, aynı şekilde, bir çok pilotun farklı farklı takımlara geçmesi, -şahsen- raikkonen&#8217;in montoyacasına çekip gitmesi ve trt&#8217;nin serhan acar&#8217;a rağmen eksik kalması f1&#8242;i ilgisizliğe iten faktörlerdi. ne yalan söyliyeyim, bir kaç yarış dışında çok takip etmedim bu yıl  formula 1&#8242;i. geçen yıldan kalan vettel sempatisi idi o bir kaç yarışı  izleme sebebim de. ne olursa olsun, türkiye&#8217;ye gelince adamlar, bi&#8217; merak uyanıyor insanda. red bull&#8217;ların &#8211; webber, vettel &#8211; liderliğinde geçiyor bu sezon ve istanbul parkta da bu doğrultuda gelişti olaylar; ta ki, 2. sıradaki vettel, lider webber&#8217;i geçmeye çalışırken ikisinin de pist dışına çıkmasına kadar. vettel yarış dışı kaldı, lider konumdaki webber ise mclaren&#8217;lerin arkasına, 3. sıraya düştü. takım içi rekabeti serbest bırakmanın bedelini biraz acı ödemiş oldu böylece red bull. duble yaptı, mclaren. baştan sona, enfes bir yarış oldu. vettel&#8217;den yana bir sorun yok her şeye rağmen. seninleyiz çocuk!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dripling.com/yapma-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

